Siyaset âleminde fırtınalar dinmiyor.
İmparatorluk bakiyesi bu ülkeyi, öz kültüründen uzaklaştırmayı ilke edinmiş batıcı CHP fikren olmasa da fiilen ikiye bölündü. Biri hakiki, diğeri çakma iki CHP var. Birbirleriyle didişip duruyorlar. Bu konuyu daha önce yazdım,
İkinci gelişme çınar yaprağı amblemli Gelecek Partisi'nin (GP) fesih kararı oldu.
Bu karar, Ahmed Davudoğlu hocanın AK Parti'den ayrılıktan sonra içine düştüğü bir dizi hatanın peşinden aldığı en isabetli karar oldu.
Lisânen söylemese de bana göre bu karar fiili bir özeleştiridir.
Hocayı öğrencilik yıllarından beri tanırım. Dindar camianın parlayan bir yıldızıydı. Akademik çalışmalarıyla sadece ulusal bazda değil uluslararası alanda da değerli bir akademisyen olarak tebarüz etti.
Verdiği eserlerle, konferans, seminer, panel ve söyleşilerde yaptığı konuşmalarla camianın iftihar vesilesi oldu.
O sebepledir ki Başkan Erdoğan birikimlerinden faydalanmak istediği çok sayıda uzmanı değerlendirdiği gibi Davudoğlu'nu da önce danışman peşinden bakan yaparak sonra da parti genel başkanlığını emanet ederek değerlendirmeyi tercih etti.
Davudoğlu, danışmanlığında da bakanlığında da başbakanlığında da genel olarak başarılıydı.
Fakat, siyasi öngörü eksikliği sebebiyle görevi bırakmak durumunda kaldı.
Ayrılırken yaptığı o vefa ve sadakat vurgulu konuşması ile kamuoyu nezdinde daha da büyüdü.
O konuşmasına sadık kalsaydı, tıpkı siyasete girmeden önce görüşlerine itibar edildiği gibi bugün eski bir bakan ve başbakan olarak görüşleri daha fazla kabul görür ve etkili olurdu.
Maalesef sonra attığı yanlış adımlarla siyaset çukurunun çamuruna bulandı ve yaptığı en isabetli tespitlere bile itibar edilmez oldu.
Öyle ki bakanken ve başbakanken ona itibar eden kimileri sonra bakanlığını da başbakanlığını da eleştirmeye başladılar.
Attığı ilk yanlış adım parti kurmak oldu.
Siyasi öngörüsü akademik başarısıyla paralel değildi. Akademide ne kadar güçlüyse siyasi öngörüde o kadar zayıftı!
Siyasette dolduracağı bir boşluk yoktu. Ayrıca parti kurmak kolay, yaşatmak ise zordur.
Bununla birlikte kurduğu parti ile kamuoyunun faydalanacağı faaliyetler icra edebilirdi.
Merhum Sezai Karakoç'un da partisi vardı ama hiç itibar kaybına uğramadı. Aksine kendisine edebiyat dalında Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü verildi. Ödül törenine bile katılmamasına rağmen itibarından zerre kadar kaybı olmadı.
Davudoğlu da kurduğu parti ile ufuk açabilirdi. Tam tersi oldu. Erdoğan muhaliflerinin toplandığı bir çatıya dönüştü GP. Tek sermayesi Erdoğan ve AK Parti muhalefeti oldu.
GP hakkında akılda kalanlar gerçekleşmeyen iddialar, savurduğu tehditler ve yanlış ittifak oldu.
Ayrılırken yaptığı o muhteşem konuşmanın gereğini yapmadı. Hatta 'konuşursam nefesleri kesilir!' kabilinden tehditler savurdu.
İşte ikinci hatası buydu.
Dün genel başkanlığını yaptığı AK Parti'ye eleştirileriyle özdeşleşti. Partilerin elbette ki hataları olur. Ama Davudoğlu gibi akademik yönü güçlü bir eski başbakanın seviyeyi düşürmesi sadece kendisine zarar verdi.
O yüzden doğrularına bile itibar edilmez oldu.
'Bir selamla Anadolu'yu ayağa kaldıracağına!' kim inandırdıysa ya da nasıl inandıysa yazık oldu.

9