Suriye yönetimi, kuzeydeki emperyalist güçlerin desteklediği örgütün entegrasyonu konusunda takip ettiği mantıklı ve makul politikalarla ülke birliğini sağlamada önemli mesafeler kat etti.
Güneyde İsrail himayesindeki ayrılıkçı güçlere de elbet sıra gelecek.
Ancak PYD/YPG entegrasyonu konusunda dışardan bakıldığında devlet otoritesinin temini hususunda her şeyin çok net olmadığı anlaşılıyor.
Sanki ABD'nin federalimsi diye ifade ettiği bir sistem kuruluyor izlenimi var!
Yani Suriye'nin üniter yapısına zarar verecek bir durum söz konusu gibi!
Mesela savunma bakan yardımcısının PYD/YPG'li olması, kuzey doğudaki kimi illere yine onların teklif edeceği şahısların vali atanması ve silahlı birliklerin tümen halinde bakanlığa bağlanması Şam hükümetinin otoritesini gölgeleyen bir durumdur.
Bir nevi kota sistemi!
Resmiyette Şam hükümetine bağlı olacaklar ama fiiliyatta bölgelerini kendileri yönetecek ve silahlı birlikleri de olacak!
Suriye yönetiminin bugün kabul ettiği anlaşılan entegrasyon biçimini PKK yandaşları, SDG kazandı şeklinde yorumluyor!
Hatta Münih'te Marco Robio tarafından Mazlum Abdi ve İlham Ahmet'in Suriye Dışişleri Bakanıyla aynı düzeyde ağırlanmasını SDG'nin kazanımı olarak değerlendiriyorlar!
Hatta artı gerçek isimli medya platformlarında, 'SDG komutanı Mazlum Abdi ile Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi Dış İlişkiler Dairesi Başkanı İlham Ahmed, bugün Suriye konulu toplantıda ABD Dışişleri bakanı Marco Robio ve geçici Suriye hükûmeti Dışişleri Bakanı Esad Şeybani ile bir araya geldi.' ifadesiyle kendilerini kalıcı özerk yönetimi olarak, Suriye dışişleri bakanını ise geçici olarak nitelendiriyorlar!
Böyle bir entegrasyonun Şam'ı rahatsız edeceği gibi Türkiye'nin de kabullenemeyeceği bir entegrasyon biçimi olduğunu söyleyebiliriz.
Nitekim İlham Ahmet silahlı unsurların tümen halinde entegre olacağını söylerken, Şam yönetimi tümenlerin sadece YPG'lilerden oluşmayacağını karışık olacağını, YPG'lilerin de detaylı bir araştırmadan sonra kabul edileceğini söyleyerek

8