Cumhurbaşkanımızdan bahsediyorum.
O bizim için hep Reis'di.
RP İstanbul İl Başkanı olarak Reis'di; İBB Başkanı olarak Reis'di; Başbakan olarak Reis'di; Cumhurbaşkanı olarak da Reis!
Girdiği her seçimi halkın oylarıyla nasıl kazandığını bir türlü anlamayan muhalefetin Reis'in gönül kazanmakta mahir bir siyaset ustası olduğunu görme ihtimali de yok.
O henüz il başkanıyken girdiği herhangi bir sokakta çocukların dahi etrafında toplandığı halkın sevgilisiydi.
Belediye başkanlığı döneminde kenar mahalledeki fakir fukarayı basına haber vermeden ziyaret edip evlerini şenlendirirken de halkın sevgilisi olmuştu.
Başbakanlığı ve cumhurbaşkanlığı döneminde balkondan çaya davet eden amcaların teyzelerin evini teşrif ederken herkesin gıpta ettiği bir sevgiye mazhardı.
Halkın içinden biriydi. Onların halinden ve dilinden anlayan biriydi.
Ve en önemlisi çok ihlaslı bir mümindir!
Daha belediye başkanıyken tüm Türkiye'de sevilen ve ünü ülke dışına taşmış bir siyasetçi olmuştu.
Tabii ki bu sevginin temelinde sadece insani ilişkiler değil belediye başkanıyken İstanbul'un susuzluk, çöp, çamur, çukur, ulaşım ve hava kirliliği gibi devasa sorunlarını çözmüş olması; başbakanlığı ve cumhurbaşkanlığı döneminde iflas etmiş devleti ayağa kaldırmakla yetinmeyip birçok alanda küresel bir güce kavuşturması da vardı.
Sosyal medyada bir teyzeye Reis'i neden desteklediğini soruyorlar, 'Oğlum sağa baksan Osmanlı eseri sola baksan Erdoğan eseri var!' cevabını vermesi onu çok güzel özetlemiyor mu
Fakat bütün bu başarıların temelinde insani ilişkilerindeki samimiyetin yattığını belirtmek isterim.
Muhalefet ve bir şekilde muhalif duruma düşmüş kimi dostlar Reis'e ulaşılamadığını, kimi meselelerin kendisine iletilemediğini, kimseyi dinlemediğini söyleyerek eleştiriyorlar.
Ben, Reis'i 25 Nisan 1975 yılında MTTB'nin Spor Sergi Salonundaki Milli Gençlik gecesinde Sakarya Şiiri okuduğu günden beri tanırım.
1985 yılında RP İl Başkanı olduğundan beri de onu destekliyorum. Belki onu en çok ikaz edenlerden biriyim ama o günden bu güne ulaşamadığım bir zaman dilimi hatırlamıyorum.
Bütün bunları anlatmamın sebebi Reis'in çok yoğun olduğu için herkesle her zaman artık görüşme imkânı olmayabilir. Çünkü o, sadece Türkiye meseleleriyle değil küresel sorunlarda da ilgilenen en etkili aktörlerden biri konumunda.
Bu yoğunluğa rağmen taleplere cevap vermekten de çekinmediğini biliyorum.
İstanbul'da mukim eski milletvekilleri olarak kendisinden bir randevu istemiştik. 9 Ocak Cuma günü bizi kabul etti.
38 arkadaşın katılabildiği toplantı tam iki saat sürdü ve katılan her arkadaşa söz verdi ve arada Lokman Ayva Bey'in bir konuyu anlatırken çamaşır makinası örneği verince, 'Otomatik mi merdaneli mi' diye yaptığı kimi espriler dışında kimsenin sözünü kesmedi sonuna kadar dinledi.
Reis'in bu sabırla dinleme özelliği hangi liderde var bilmiyorum ama kimi gereksiz uzatmalara bile sesini çıkarmayan bir sabrı var!

3