Piknik ezanı mı!

28 Ağustos Salı günü Bolu eşrafından İbrahim Sağlık bey vefat etti. Bacanağım Mustafa Sağlık beyin küçük kardeşi olan merhuma Cenabı Hakk'dan rahmet-i vasia niyazımızla cenazeyi teşyi için ertesi gün Bolu'ya gittik.

Merhumun eniştesi olan Dr. Mehmed Ali Sarı bey cenaze evinde Kur'an tilavetiyle, dualarıyla ve nasihatlarıyla ilgi odağıydı. Cenaze namazını da ailenin büyüğü olarak o kıldırdı.

Dr. Mehmed Ali Sarı hocamızı Kur'anı Güzel Okuma müsabakalarının jüri üyeliğinden tanıyorsunuz mutlaka.

94 yaşındaki hocamız ömrünü Kuran'a adamış, dini musiki konusunda da neslinin son örneklerinden biri. Zaten müsabakadaki yorumlarından konu hakkındaki sanat ve estetik derinliğini rahatlıkla anlayabilirsiniz.

Hocamızın üzerinde titizlikle durduğu konulardan biri de Ezan-ı Muhammedi ve camilerdeki ses düzeni olduğu için o gün ilk defa duyduğum bir şey söyledi.

"Piknik ezanı, müsabaka ezanı ve namaza davet ezanı olmak üzere üç çeşit ezan vardır!" dedi.

En çok da piknik ezanını merak ettim, sordum. Hocamız sadece piknik ezanını değil üçünü de izah etti.

İmamlar müezzinler ve dini musiki ile meşgul olanlar pikniklerde bir araya gelince maharetlerini göstermek için biri ezan okumaya başlar, bir diğeri eşlik eder ikili üçlü dörtlü şekilde uzun uzun ezan okurlar. Buna piknik ezanı denir. Bu ezan değil gösteridir!

İkincisi Ezanı Güzel Okuma yarışmalarında okunan ezandır ki orada da jürinin beğenisini kazanmak için yarışmacı maharetini gösterme gayretiyle yine değişik makamlarda uzun uzun okuma yapar ki, kulağa hoş gelir ama bu da ezan değildir. Yarışma ezanıdır.

Bir de namaz vaktinde müezzinin okuduğu ezan vardır ki o namaza davet ezanıdır. İşte asıl ezan budur. Ancak bunun da muhtasar müfid olması gerekir. Maalesef bazı müezzinler ezanı namaza davet ezanı gibi değil müsabaka veya piknik ezanı gibi okuyorlar.

Muhtasar olacak yani çok uzatılmayacak, müfid olacak yani kısa okuyayım derken ezan vasfını yitirmeyecek.

Hocamız namaza davet ezanı en fazla üç buçuk dakika olmalıdır diyor.

'Bazı camilerde okunan uzun ezan bitene kadar diğer bazı camilerde namazı bile kılıyoruz' diyerek ezanı uzatanlara sitem ediyor hocamız.

'Hele makam bilmeyen ve dinleyenin kulak zarını patlatacak şekilde hoparlörü sonunu kadar açıp ezan okuyanlar var ki insanı ezandan soğuturlar!' diyerek ikaz ediyor hocamız.

Hocamız uzmanlığını da konuşturuyor ve diyor ki: 'Ezan dinimizin tüm insanlığa açık daveti olduğu için ezanı Müslüman gayri Müslim deist ateist herkes dinlediği için sıradan bir çağrı değildir. Muhtasar müfid olmalıdır. Ezan okuyan kişi kimi makamları da bilmelidir. Nefret ettirmemeli etkileyici olmalıdır. Nitekim ezanı duyup Müslüman olanlar da vardır, ezanı duyup kulağını tıkayan da.'

Hocamız örnek olarak da mesela sabah ezanını Saba ve Hicaz makamında, öğle ikindi ve yatsı ezanını Rast ve Beyati makamlarında, akşam ezanını ise Segah makamında okunmasını tavsiye ediyor.

Sıhhat ve afiyetle muammer olması dualarımla Mehmed Ali Sarı hocamıza yürekten katılıyorum.

Ezanı sesi güzel olanların okumasının Peygamber sünneti olduğunu biliyoruz. Bu güzelliği makam ile taçlandırmak daha da güzelleştireceği için hocamızın rehberliğini ve ikazlarını zenginliğimiz olarak görüyorum.

Bu hususta hem Diyanet İşleri Başkanlığı'nın(DİB) hem kimi vakıf ve derneklerin değişik faaliyetlerinden bahsetmezsek haksızlık etmiş oluruz.

Mesela DİB hizmet içi eğitim bağlamında 5 ana makamın eğitimini veren bir aylık kurslar tertip ediyor. Müftülükler de benzer faaliyet yapabiliyor.

Merkezi ezan sisteminin uygulandığı yerlerde mesele kısmen halledilmiş gibi duruyor ama tüm imam ve müezzinlerin bu kurstan geçirilmesi temennimizdir.