Ne oluyor beyler!

Bir Ördek Hasan hikâyesi vardır, bilirsiniz. Birileri 'bugün hava bulutlu, yağmur yağabilir' dediğini duyunca hemen 'Sen bana Ördek dedin!' diye yaygarayı koparırmış.

Sorduklarında da, 'Yağmur yağınca sulardan göller oluşur, göllerde ördek yüzer, o yüzden yağmur yağacak diyenler bana hakaret etmiş sayılır!' dermiş.

Aynen öyle de şimdi birileri Suriye'yi gezip halkın maruz kaldığı işkenceleri dinleyen değerli gazeteci kardeşimiz Kemal Öztürk'ün işkencecilere karşı duygusunu izhar etmesine Ördek Hasan misali alınganlık yapıp kavga çıkaranlar var.

Sosyal medyada başlatılan linç kampanyasında Kemal Öztürk'ü Türkiye'de kutuplaştırma ve ötekileştirme ile suçladılar.

Ortada bir kutuplaştırma olduğu için değil ama Suriye'de 60 yıl boyunca akla hayale gelmeyen yöntemlerle halka zulmeden Baas rejiminin ideolojik alt yapısını hedef aldığı için Öztürk'ü linç ediyorlar.

Öztürk zalimlere ve katillere karşı o andaki hissiyatını ifade ediyor, Türkiye'de kimseyi itham etmiyor.

Ama dedim ya Ördek Hasan misali alınganlık gösteriyorlar.

Ördek Hasan saflığından tepki koyuyor, bunlarsa hinliklerinden saldırıyorlar Öztürk'e

Olabilir alınganlık gösterebilirler, hüsnü niyet sahibi de olmayabilirler, Öztürk üzerinden bir kamuoyu oluşturmaya da çalışıyor olabilirler ki öyle anlaşılıyor.

Tamam, onlar öyle yaparlar Öztürk de cevap verir ki gereken açıklamayı da yaptı.

Buna rağmen gidip yargıya şikayette bulunuyorlar. O da en tabii haklarıdır.

Savcı gelen şikâyet üzerine soruşturma da açabilir, o da normal.

Savcının önce gözaltı talimatı verip sonra kaldırması bir hatadan dönmesidir ancak Öztürk aleyhine başlatılan lincin masum olmadığını, bir ucunun Terörsüz Türkiye sürecine bir diğer ucunun da Suriye'deki istikrara yönelik olduğunun, sinsi bir eylem olduğunun, benzer gazetecilere tehdit içerdiğinin altını çizerek hatırlatmak isterim.

Dilerim savcı bu linçin sinsiliğini göz önünde bulundurarak kötü niyetlileri sevindirmez.