Ne ABD dosttur, ne Rusya ne de Çin!

Terör devleti İsrail'in kuyruğuna takılan ABD, Venezuela'daki gibi kısa sürede İran rejimini yıkacağını hesaplıyordu, ancak aradan bir hafta geçmesine rağmen rejim hem ayakta hem de toparlanma emareleri göstererek direnmeye devam ediyor.

İsrail'de halk sığınaklardan çıkmıyor, İran'da ise halk üzerine yağan bombalara rağmen meydanları dolduruyor!

Evet, terörist İsrail ve kuyruğuna takılan ABD, İran'a büyük zarar verdiler ama sekiz gün geçti, hâlâ savaşı kazanamadılar ve çare olarak komşu ülkeleri İran aleyhine savaşa sürükleyecek kışkırtıcı yöntemlere teşebbüs ettiler.

İran, ABD üslerini vuracağını önceden ilan etmişti ama üslerin ötesinde bölgedeki ülkelerin sivil alanlarına füze ve dron göndererek bu savaşı genişletmek isteyenlere istismar fırsatı vererek büyük hata yaptı.

Suudi petrol tesislerine, Nahçıvan'a ve Türkiye'ye yönelik füze/dron saldırılarını kendisinin yapmadığını İran açıkça duyurdu.

Savaşı genişletmek için bu bölgelere ve belki başka hedeflere füze ve dron göndermek açıkça MOSSAD-CIA işiydi.

Savaşın ilk günlerinde İran'ın ağır kayıplar sonrası koordinasyonu kaybetmiş olması CIA-MOSSAD bağlantılı unsurların benzer saldırılar düzenlemesini kolaylaştırmıştı anlaşılan.

Ancak durumu toparladığı anlaşılan İran, hatasından dönerek komşulara artık saldırı olmayacağını, vuku bulanlar için de özür dilediğini dün bizzat Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan'ın açıklamasıyla deklare etti.

Devlet aklı budur!

Hangi devlet savaş halindeyken yeni cepheler açmak ister ki

Evet, saldırganlar rejimi yıkamadılar şimdi İran içindeki farklı etnik grupları ve muhalefeti (Arapları, Beluçları ve Kürtleri) resmen isyana teşvik etmeye başladılar.

Öyle anlaşılıyor ki yönetim onlara da göz açtırmayacak!

İran'ın savaşta bu kadar ağır kayıplar vermesinin temelinde CIA ve MOSSAD nüfuzunun yattığı çok net.

Hamaney'in naaşının fotoğrafını çekip Netanyahu'ya gönderecek kadar içerdeler.

Ve tabii ki hırsız içerde olunca kapı kilit tutmuyor!

İsmail Heniyye İran'ın en korunaklı merkezinde nokta atışıyla şehit edildi.

İran'ın en mahrem merkezlerinin nokta atışıyla vurulması İsrail/ABD'nin, içerdeki unsurlarının eseri olduğu belli.

Evet, İran'ın bu kadar büyük zarar görmesinin en önemli sebebi bürokrasisindeki İsrail nüfuzudur.

Savaşın başında komşu ülkelere saldırmasında da bu gerçeğin payı olabilir.

Lakin İran'ın İsrail ile danışıklı dövüş yaptığı iddiası inandırıcılıktan uzaktır.

Başka ülkelere zarar verme konusunda bu iddia belki kabul görebilir.

Ama kendi dini liderini, yönetim kadrosunun en önemli efradını öldürtmek, kendi ülkesinin varlıklarını imha etmek İsrail ile danışıklı dövüş olarak izah edilebilir mi

Elbette ki edilemez!

İran yönetimi masum değildir ama bu savaşta saldıran taraf ABD'dir İsrail'dir hukuksuzdur, gayri meşrudur.

İran ise kendini savunan taraftır, direnişi meşru haktır!

İran'ın istikrarı özellikle Türkiye'yi tıpkı Suriye gibi doğrudan ilgilendirmektedir.

Bu süreçte Türkiye'nin büyük şansı, dünyanın şu anda en tecrübeli ve en birikimli siyasetçisi olan Başkan Erdoğan tarafından yönetiliyor olmasıdır.

İlkeli bir duruş sergileyerek