Buruk bir bayram daha yaşıyoruz. Her ne kadar ülkemiz istikrar adası gibi duruyor olsa da hemen yanı başımızdaki hüzün adaları yüreğimizi dağlıyor.
Gazze, Lübnan ve İran halkı sürekli saldırı altında ölümün nereden hangi dakikada geleceği bilinmeyen şartlarda hayatta kalmaya devam ediyorlar.
Tam da 'Bayram gelmiş neyime kan damlar yüreğime!' dedirten bir ortamdayız.
ABD/İsrail dünya ve bölge ülkelerini de bu savaşa sokarak bölgeyi tamamen bir kaosun içine itmeye çalışıyorlar.
ABD umduğu zaferi elde edemeyince NATO'yu ve batı ülkelerini savaşa sokmaya çalıştı ama bu savaşı haksız yere başlatanın ABD/İsrail olduğunu bilen NATO o suça ortak olmak istemedi!
ABD en güçlü rakibi Çin'i bile destek vermeye çağırdı, istediğini elde edemedi.
Orta Doğu'da BAE ve Batı'da bir-iki ülke dışında ABD askeri destek verecek ülke bulamadı.
Dolayısıyla ABD'nin elleriyle başlattığı savaş, içinden kolayca çıkılamaz bir büyük krize dönüştü!
İsrail ise bölge ülkelerini İran'a karşı savaşa sokmanın yollarını zorlayıp duruyor.
Mesela İran Cumhurbaşkanı Azerbaycan Cumhurbaşkanını bizzat arayarak Azerbaycan'a kesinlikle füze ya da dron göndermediklerini söylüyor.
Yine İranlı yetkililer Türkiye'ye gönderilen füzeleri kendilerinin göndermediğini açıklıyorlar.
En son İran Dini Lideri Mücteba Hameney daha net bir açıklama yaparak Türkiye'ye ve Umman'a kesinlikle füze göndermediklerini bunun İsrail'in komşu ülkeler arasını açmak için kullandığı bir taktik olduğunu ilan etti.
Evet, ABD ve İsrail bölge ülkelerini bir tuzağın içine çekmeye çalışıyor.
Körfez ülkelerine gönderilen füzeler ve dronlar konusunda İran'ın masum olduğunu söylemek tabii ki mümkün değil.
Arada bir özür dilese de kurulan tuzağın değirmenine su taşırcasına hamleler yapıyor İran.
Sonuçta çarşamba günü 12 İslam ülkesi İran saldırılarını konuşmak için Riyad'da dışişleri bakanları düzeyinde istişari bir toplantı yaptı ve 6 maddelik bir açıklama yayımladılar.
Açıklama sadece İran'ı sorumlu tutuyor ve kınıyor sadece İran'ı hemen ateşkese davet ediyordu. Ne İsrail ne de ABD saldırılarına temas ediliyordu!
Elbette saldırılar kınanacaktı ama yaşanan krizin ana aktörünü hiç anmadan sadece krizin bir ürünü olan İran saldırılarını kınamanın acziyetten başka bir anlamı yoktu ve açıklama lafzen içermese de mana olarak ABD'nin safında olduklarının ilanıydı!
Neyse ki Hakan Fidan toplantı sonrası Katar'a yaptığı ziyarette krizin doğru teşhisini koyarak bir tashih yaptı. Bu krizin sorumlusunun katil İsrail olduğunu önce onun saldırıları bir an önce durdurması gerektiğine vurgu yaparak Riyad toplantısının eksiğini giderdi.
Komşu ülkelerin özellikle de körfez ülkelerinin İsrail tuzağına düşme ihtimaline karşı Türkiye çok boyutlu bir diplomasi yürüterek ve tehlikeye dikkat çekmeye çalışarak dünya barışının en önemli aktörlerinden biri olduğunu dosta düşmana ilan ediyor.

5