NATO'dan korunmak için NATO'da olmak, ya da!

NATO kurulduğu zaman komünizme karşı savunmayı amaçlıyordu.

Bu sürece NATO 1.0 dendi.

Sovyetler dağılıp komünizm tehdit olmaktan çıkınca ve Varşova Paktı dağılınca NATO'nun da dağılması gerekiyordu.

Ama NATO'nun patronu olan ABD hedef değişikliğine gitti ve terörle mücadele, krizleri yönetme gibi gerekçelerle dağılmasını engelledi.

Patrona kimse itiraz edemedi!

Bu dönemde paktın adı NATO 2.0 oldu.

Bu dönemde ABD güdümündeki NATO Afganistan, Irak ve Libya'nın altını üstüne getirdi! Dünyaya nizamat vermek gerekçesiyle karıştırmadığı ülke kalmadı.

Mesela ülkemiz açısından askeri darbelerin, 28 Şubat sürecinin ve 15 Temmuz kalkışmasının NATO'dan bağımsız geliştiğini söyleyebilir miyiz!

Fransa Cumhurbaşkanı, NATO'nun beyin ölümünden bahsederken Avrupa'nın rahatsızlığını dile getiriyordu ama Ukrayna savaşıyla NATO hayata döndürüldü.

Bu arada Çin'in kat ettiği ekonomik siyasi mesafe başta olmak üzere ABD ekonomik ve siyasi nüfuzunu gittikçe kaybetmeye başladı.

Savunmalarını ABD'ye teslim eden Avrupa'yı NATO konusunda Trump tehdit etmeye başladı.

ABD, NATO giderlerinin üçte ikisini karşılamanın külfetine katlanamayacağını hatta NATO'dan çıkabileceğini dillendirmesi üzerine Avrupa güvenlik telaşına kapıldı.

Ve NATO 3.0 süreci başladı.

Bu sürecin ilk toplantısının önümüzdeki hafta Ankara'da yapılacak olması bu yüzden fevkalade önem arz ediyor!

32 devlet ve hükümet başkanının katılacağı bir zirveyi düzenlemek öyle her ülkenin altından kalkacağı bir organizasyon değildir.

NATO içindeki rolünün yanı sıra istikrarlı siyasi sistemi ile Türkiye'nin küresel diplomasinin merkezine dönüşmüş olması, ayrıca savunma sanayiinde gerçekleştirdiği atılım ile savaş mefhumunu değiştirecek yeniliklere imza atması bu zirvenin Ankara'da yapılmasına zemin hazırlayan kimi faktörler olduğunu söylersek abartmış olmayız.

Öyle ki NATO'ya öfkeli Trump bile zirveye Başkan Erdoğan hatırına katılacağını açıklamakla kalmadı, kimi sorunları çözme hususunda jestlerde bulunacağını da duyurdu.

Bu tablo birilerinin iddia ettiği gibi Başkan Erdoğan'ın Trump'a teslimiyeti değildir.

Trump'ın Türkiye'ye verdiği önemi gösterir ki bu ilişki küresel ve bölgesel sorunlarda Başkan Erdoğan'ın müspet nüfuzuna da işaret eder.

Malum, NATO bir güvenlik şemsiyesi olmaktan çok ABD hegemonyasının bir aparatı olarak temayüz etti.

O yüzden Avrupa şimdi ciddi ciddi kendi güvenliğini düşünmeye başladı. Bu bağlamda Türkiye'nin yeni güvenlik sisteminde etkili olacağını da kabullendi.