İsrail'in gazına gelerek veya tehdidine boyun eğerek uluslararası hukuku hiçe sayıp haydutçasına İran'a saldıran ABD, umut ettiği gibi kısa sürede amacına ulaşamayınca batağa saplandığını gördü.
Moral üstünlüğünü de İran'a kaptırdı.
Ayrıca kriz Hürmüz Boğazı'nın trafiğe kapatılmasıyla küresel boyuta evrildi. Piyasalar alt üst oldu. Olumsuz etkilenmeyen ülke kalmadı!
Şimdi krizden çıkmak için çareler arıyor ama nafile.
Tek başına İran ile baş edemeyeceğini anlayınca Savaş Bakanı Pete Heghseth'e, "İster Sünni olsun ister Şia. Bizim düşmanımız İslam'dır" dedirterek krizi din savaşına dönüştürme ahmaklığını bile gösterdi ABD.
Ahmaklık çünkü meseleyi sadece İran olarak ele alsaydı zaten İran'a diş bileyen Arap ülkeleri ABD arkasındaki saflarını sıklaştırırdı. Ama İslam'ı düşman ilan etmek suretiyle tüm İslam dünyasını ABD/İsrail'e karşı tavır almaya sevk etti.
Bu ahmaklık, ABD'nin, İran'a Müslüman olduğu için saldırdığı ve diğer İslam ülkelerine de saldırabileceğinin işareti oldu!
Hatırlayın Başkan Erdoğan da münasebet düştükçe 'Bizim Sünnilik diye bir dinimiz yok Şiilik diye de bir dinimiz yok bizim dinimiz İslam'dır' diyordu!
Artık saflar bu kadar netleşince Müslümanların İslam düşmanları karşısında yer almaları kaçınılmaz hale geliyor.
Tabii ki ABD Savaş Bakanı'nın İslam'ı açık düşman ilan ettikten sonra İran'ın İslam ülkelerine füze ve dron göndermekten vazgeçmesi gerekirdi! Yapmadı!
İran Cumhurbaşkanı Türkiye ve Azerbaycan'a füze göndermediklerini açıklayıp Körfez ülkelerine gönderilen füzelerden dolayı da özür diledikten sonra 'artık komşularımıza saldırmayacağız!' demesine rağmen komşularına füze/dron göndermeye devam etmesinin takıyye olarak değerlendirilmesi maalesef haklılık kazanmaya başladı!
ABD/İsrail haydutluk yaptığı için insanlık onların karşısında hizalanmaya başlamışken İran'ın komşularını tahrik eden saldırılarla bu hizalanmayı olumsuz etkilediği düşündürücü değil mi!
Öte yandan İsrail tüm saldırıları medyadan gizlerken son günlerde maruz kaldığı tahribatı sergiye açması, İran'ın nükleer tehdit olduğu iddiasını ispata yönelik bir adım da olabilir!
Hiçbir kararını uygulamadığı BM'yi göreve çağırması tenakuz da olsa batıyı kendi safına çekmeyi hedefleyen bir manevra olduğu da gayet açık ve net!
Savaşı sürdürmede tereddüt eden ABD'yi devama ikna etmek için bu yola başvurması da ihtimal dâhilinde.
İsrail, Batı'yı savaşın içine çekmeye çalışarak İran da komşu ülkeleri tahrik etmeye devam ederek savaşı daha geniş alana yayma tuzağının iki aktörü durumundalar.
İşte Türkiye burada devlet tecrübesini devreye sokarak hem ABD ve Batı ülkelerini teskine çalışıyor hem de Körfez ülkelerini bu savaşın dışında kalmaları konusunda ikna etme çabası sergiliyor.
Evet, ortada iki savaş birden devam ediyor. Bir tarafta karşılıklı füzeler atılırken öte tarafta Türkiye'nin içinde olduğu kıran kırana bir diplomatik mücadele sürüyor.

3