Oruçlar, ibadetler ve dualar makbul, bayramınız mübarek olsun.
İBB Başkanının gözaltına alınmasıyla birlikte rahmet ayı Ramazan'da son zamanların en gergin günleri yaşandı.
CHP yönetiminin sokak çağrısı üzerine birkaç büyük vilayette CHP tabanı sokaklara döküldü.
Kontrolünü kaybetmiş kalabalıklar, sinelerindeki kin ve öfkeyi çok çirkin bir şekilde kustu.
Bu kusmuğun sorumlusu CHP'nin yeni yönetimi özellikle de genel başkanıdır!
Önceki genel başkanları döneminde helalleşme söylemiyle muhafazakâr kesime açılmayı deneyen CHP, yeni yönetimiyle muhafazakâr kesimle köprüleri tamamen attı.
Teröre destek ve yolsuzluk suçlamasıyla açılan adli soruşturmayı siyasi bir dava haline dönüştürebilmek için militanlık yaparak yedi gün boyunca kalabalıkları kışkırttı.
Validen Cumhurbaşkanına yargıdan STK'lara kadar tehdit etmediği kimse kalmadı.
Sokaklara çıkın yıkın geçin diyerek şiddeti alenen teşvik etti.
İkinci bir Gezi çıkarmaya çalıştı!
Kalabalıkların zehirli dilini kendisi tahrik ettiği için kimi hakaretlere itirazı da kabul görmedi!
Polis onlara değil onlar polise saldırdılar! Hani hep polis şiddetiyle şu kadar gösterici yaralandı diye haber yapılır ya bu kez tam tersi oldu yüzün üzerinde polis memuru saldırılarda yaralandı! 1876 saldırgan gözaltına alındı, 260'ı tutuklandı.
Ve bu öfke seli CHP tabanıyla sınırlı kaldı. Saraçhane'den Yenikapı'ya bile inmedi!
Yenikapı Marmaray istasyonunda elinde hoparlörle cumhurbaşkanına hakaret yağdıran militanın yüzüne kimse bakmadı bile.
Yani bu öfke tüm toplumun değil CHP tabanının öfkesiydi.
Lakin keskin sirke küpüne zarar.
CHP bu eylemlerle marjinalleşmenin dibine vurdu.
İktidara talip olan siyasetçi, kendi oyu yetmiyorsa -ki CHP'nin oyunun yetmediği aşikâr- öteki mahalleden oy devşirmek için strateji geliştirir, daha esnek davranır yeni oy kazanmaya çalışır. Kılıçdaroğlu bunu yaptı, inandırıcı olmadı ama bunun farkındaydı.
Yeni yönetim ise tam tersine kendi tabanını konsolide etme pahasına muhafazakâr kesimi çok sert bir şekilde karşısına aldı.
Bunları gören küskünkırgın AK Partililer bile partilerinin kıymetini anlamaya başladılar!
Hem muhafazakâr kesimi öyle böyle karşısına almadı. Sadece siyasi söylem kullansa belki biraz kabul görürdü. Öyle yapmadı, ticari müesseselere boykot ilan etmek gibi akıllara durgunluk verecek bir hamle yaptı.
Yerli ve milli ne kadar ticari müessese varsa hepsini isim isim sayıp boykot ilan etti. Öylesine abarttı ki ertesi gün bazı isimlerin yanlışlıkla ilan edildiğini açıklayacak kadar ipin ucunu kaçırdı.
Yolsuzluğu desteklemeyen sanatçıları, YouTuber'ları ve medyayı hedefe koydu.
CHP taraftarlarının sosyal medyadaki saldırgan dili, siyaset alanının ötesine geçerek muhafazakârlara karşı açık bir nefrete dönüştü.
Amiyane tabirle CHP siyaseten kendi ayağına sıktı.
O yüzden de yedi gün süren eylemlere CHP dışındaki kalabalıklar rağbet etmedi.
Hem teröre destek ve yolsuzluk gerekçesi, hem de kalabalıkların çevreye verdiği zarar, aşağılık hakaretler ve sosyal medya dili sebebiyle halk bu eylemleri desteklemedi, sadece seyretti.
Özetle, yolsuzluğu savunarak, yerli milli markalara boykot ilan ederek ve ülkesini yabancılara şikayet ederek ve de bu mitinglerdeki söylem ve eylemleri ile CHP, siyasi parti olmaktan uzaklaştı, marjinalleşerek kendi içine kapanan militan bir örgüte dönüştü.
Devlet Bahçeli'nin tespitiyle CHP'nin siyasi ömrü doldu!
Toplum penceresinden bakılınca görünen manzara bu.

102