'İsrail'in kontrol edemediği tek isim!'

İsrail'in Filistinlilere karşı yürüttüğü imha politikasına en sert tepkiyi Başkan Erdoğan'ın verdiğini bütün dünya kabullenmişken, kimilerinin mesnetsiz bir şekilde ürettikleri yorumlarla aleyhteki propagandalarının yer yer devam ettiğini görüyoruz.

İran'a yapılan saldırının hukuksuz olduğunu, sorumluluğunun İsrail'de olduğunu hem Başkan Erdoğan hem Bakan Fidan her münasebette tekrarladığı halde 'iktidarı İsrail'e destek vermekle, Trump'a teslim olmakla' suçlayanların gözlerinin görmediği kulaklarının duymadığı cinsten basiretsizler olduklarında artık kimsenin şüphesi kalmasa gerektir.

Trump'ı seçen MAGA'cıların fiili lideri Toscar Carlson'un: 'Erdoğan, İsrail'in kontrol edemediği tek isim!' dediğini görmüyorlar, duymuyorlar.

Bu gerçek ya işlerine gelmiyor ya da kalpleri mühürlenmiş taife içindeler!

Onların mantığına göre İran'ın Türkiye'nin takip ettiği politikadan rahatsız olması gerekir değil mi

Oysa İran'ın seçilmiş cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, "T.C. Cumhurbaşkanı, aziz kardeşim Sayın R.T. Erdoğan'ın saldırgan Siyonist rejimi kınama konusundaki kararlı tutumu takdire şayandır. " diye kamuoyuna açık bir şekilde teşekkür ediyor!

İran tarafından saldırıya uğrayan Katar Emiri el-Sâni de Başkan Erdoğan'a teşekkür ediyor!

Dahası saldırının en azılı tarafı ve ortağı olan ABD Başkanı da Başkan Erdoğan'ı takdir ediyor.

Saldıranın da saldırıya uğrayanın da teşekkür ettiği bir siyasetçinin yürüttüğü diplomatik ilişki akademide mercek altına alınacak bir ilişki olsa gerek.

Ama akademiye gitmeye gerek yok geçen hafta (27/28 Mart) İstanbul'da aktedilen 5. Uluslararası Stratejik İletişim Zirvesi (Stratcom Summit '26) bu başarının tescil edildiği bir zirve oldu.

"Uluslararası Sistemde Kopuş: Krizler, Anlatılar ve Düzen Arayışı" temasıyla 27-28 Mart 2026 tarihlerinde İstanbul'da gerçekleşen toplantıda 30'dan fazla ülkeden devlet yetkilileri, iletişim uzmanları ve akademisyenler bir araya geldiler.

Zirveye katılan yabancı devlet adamları ve uzmanlar, Türkiye'nin bölgesel ve küresel rolüne dair çarpıcı değerlendirmelerde bulundular.

Türkiye'nin arabuluculuk kapasitesine vurgu yaparak, özellikle bölgesel krizlerde üstlendiği kolaylaştırıcı rolün küresel istikrar için hayati olduğu belirtildi.

Türkiye'nin stratejik iletişimdeki kurumsal kapasitesi örnek model olarak ifade edildi ve bu deneyimin D-8 ülkeleriyle paylaşılmasının önemine değinildi.

Türkiye'nin "Dünya beşten büyüktür" vizyonunun artık daha geniş bir kitle tarafından