Osmanlı'nın dağılmasıyla İslam dünyası başsız kalmış ve elli küsur devlet dışa bağımlı hale gelmiştir.
Rahmetli Necmettin Erbakan hocamız, İslam ülkelerinin dışa bağımlılığını bitirmek amacıyla "İslam Birliği" vizyonu altında İslam NATO'su ve İslam Dinarı (ortak para birimi) projelerini savunmuştur.
İslam NATO'sundan maksadı Müslüman ülkelerin ortak savunma teşkilatı, İslam Dinarından maksadı da batı merkezli döviz sistemine karşı, İslam ülkelerinin kendi aralarındaki ticarette kullanacağı ve ekonomik bağımsızlığı sağlayacağını belirttiği ortak para birimidir.
Merhumun efsane başbakanlığına dünya 11 ay ancak dayanabildi, küresel güçler ve yerli işbirlikçileri postmodern bir darbeyle Erbakan başkanlığındaki hükümeti düşürüp ülkeyi bir kaos ortamına soktular.
Ancak milletimiz bu hain darbeye karşı 2002'de sessiz bir devrim yaparak hocanın talebesini güçlü bir şekilde iktidara taşıdı.
Ona da tahammül edemediler, e-muhtıra verdiler olmadı. Gezi olaylarıyla indirmek istediler başaramadılar. 17/25 Aralık yargı darbesi denediler kendileri darbe yedi. Hendek çukur savaşlarıyla yıpratmak istediler yenildiler. En son 15 Temmuz kanlı darbe girişimiyle Başkan Erdoğan'dan kurtulmak istediler, başarısız oldular.
Karşılarında milletine güvenerek direnen bir lider vardı.
Sırtını milletine dayayarak sürdürdüğü milli politikalarla ülkeyi kalkındırma istikametinde önemli mesafeler kaydetti.
IMF'ye olan borcu kapatarak sağladığı ekonomik bağımsızlık politikasıyla gayri safi milli hasılayı 230 milyar dolardan aldı 2 trilyon dolara yaklaştırdı.
Savunma sanayiine yatırım ile sessizce ülkeyi dünya devleri arasına soktu.
İnsani ve ahlaki değerleri önceleyen dış politikasıyla yeni dünya düzeninin dört kurucusundan biri hatta birincisi olduğunu tüm âleme kabul ettirdi.
Hepsinden önemlisi ülkedeki vesayet sistemine son vererek devlet ile milleti barıştırdı bütünleştirdi.
Terörsüz Türkiye ve bölge hedefiyle iç cepheyi takviye etti.
Başkan Erdoğan'ın çeyrek asır millet desteğiyle sürdürdüğü yönetimi cumhuriyet döneminin yükseliş dönemi oldu.
Savunma sanayiindeki başarısının bölgenin emniyet ve istikrarına katkısı istikametinde yapılan anlaşmaların yanı sıra 7 Ağustos'ta imzalanan Mekke Anlaşması'yla İslam NATO'sunun da çekirdeği oluşturuldu.
Daha anlaşma metni ortaya çıkmadan muhalefetin ülkeyi Yemen bataklığına sürükleyeceği propagandasıyla hükümeti karalamaya çalıştılar.
Hafta içinde ittifak metni meclise sevk edilince de bu sefer böyle bir ittifaka ihtiyaç olmadığını, mecliste reddedilmesi gerektiğini savunmaya başladılar.
İşte 16 maddelik ittifak elimizde.
Dikkatlice okuyanlar bölgesel bir savunma işbirliği, caydırıcılık ve dayanışmanın ötesinde ne bulduklarını söyleseler de tartışsak.
'İhtiyaç yok' diyorlar. Oysa sadece Filistin, Lübnan, Suriye, Yemen ve Sudan'da akan kana bakarak güçlü bir bölgesel askeri işbirliğine ihtiyaç olduğunu rahatlıkla görebilirler.
Rusya bölgeden çekildi ABD çekiliyor ortaya çıkan boşluğu yerel bir kuvvet doldurmazsa batı ve batının uzantısı vekil güçler o boşluğu doldurmaya çalışacaklardır.
İsrail'in Lübnan ve Suriye'ye saldırıları bu boşluğun eseri değil midir
Sekizinci madenin dördüncü fıkrası ittifakın genişlemeye açık olduğunu ilan ediyor. Bu ittifaka Lübnan veya Suriye'nin katıldığını, Filistin'in katıldığını düşünün. İsrail saldırıları sizce aynen devam eder mi
Şu anda devam eden ABD saldırıları karşısında Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan bile İran'ın ittifaka katılmak istediğini söylemedi mi
İttifak daha fiilen hayata geçmeden dengeleri bölge ülkeleri lehine değiştirirken 'böyle bir ittifaka gerek yoktu' iddiası vizyonsuzluk değilse nedir
Mekke İttifakı hedeflerini gerçekleştirirse fevkalade etkin bir caydırıcı güç

8