İpin ucu kaçtı ey cemaat!

Geçtiğimiz yıllarda Diyanet İşleri, gençlere ve çocuklara camileri sevdirme istikametinde güzel uygulamalara imza attı.

Çocukları camiye ısındırmak için namaz saatleri dışında cami içinde oyunlar bile oynatıldı.

Plastik kaleler kurarak futbol maçları bile yaptırıldı.

Bence güzel bir uygulamaydı.

Yalnız ipin ucu kaçırıldı.

Çocuklar camileri usulü âdâbı olan ibâdethâne olarak değil adeta oyun alanı olarak görmeye başladılar.

Öyle bir noktaya geldi ki cemaat namaz kılarken bile cami huzurunu bozacak derecede gürültü yapmaya başladılar.

Cemaat namaz kılarken arka tarafta gürültülü oyunlar mı dersiniz, çocukların saflar arasında koşuşturması mı dersiniz hülasa namaz kılanların huzurunu bozacak bir durum hâsıl oldu.

Cemaat ikaz etmeye de çekiniyor çünkü hemen çocuk edebiyatı başlıyor!

Ramazan ayında teravihlerde bu durum daha da aşırı hale geldi, öyle ki evvelki gün bir akademisyen Şehzadebaşı Camii'nde teravihe gitmiş, hatimle namaz kıldıran imam çocukların gürültüsünden iki kez kıraati şaşırmış arada ikaz etmiş ama hiçbir şey değişmemiş bana yakındı.

Sosyal medyada da bu konuda hayli şikâyet var.

Ben daha önce de bir iki makale yazmıştım. Yeni Şafak'ta Fatma Barbarosoğlu Hanım bu konuda çok sayıda uyarıcı yazılar yazdı.

Ama bir şey değişmedi!

Çocukları camiye ısındırmada son derece başarılı metotlar geliştiren kimi imamları tenzih ediyorum.

Mesela bir imam hatırlıyorum, namaza başlandığında yan yana kalıp muziplik yapmasınlar diye cemaate çocukları aralarına almalarını söylüyor, onlara cemaatle namaz kıldırıyor, namaz sonrası da çikolata benzeri hediyeler vererek onları sevindiriyordu.

Ama çoğu camilerde maalesef çocuklar artık cemaatin namazını bozacak derecede yaramazlıklar yapmakta ve caminin saygınlığını da yerle bir etmekteler.

Bu aşırılıktan elbette ki çocuklar sorumlu değil. Sorumlu olan onların velileri ve o camilerin görevlileridir.

Camiye çocuklarını getiren veliler namaz vaktinde cemaatle beraber namaz kılmaları gerektiğini, kılmasalar bile sessiz kalmaları gerektiğini öğretmeleri gerekir.

Çünkü namaz bir eğlence değil ibadettir.

Namaz vakti kulun ilahi huzura çıktığı maneviyatın zirve yaptığı, kulun Allah'a en yakın olduğu ibadet vaktidir.

Bu ibadeti bozacak her türlü davranış yanlıştır, düzeltilmesi gerekir.

Peygamberimizin namaz kıldırırken ağlayan bir çocuk sesi duyduğunda namazı kısa tutması hem çocuğu hem de cemaatin huzurunu korumaya yöneliktir.

'Sabilerinizi ve delilerinizi mescitlerinizden uzak tutunuz.' hadisi bu gerçeğe işaret eder.

Ehl-i hadis zayıf olduğunu söylese de en azından kelamı kibar olarak algılanması gereken bu hadisi şerh eden ilim ehli, namaz kılanların huzurunu bozacak boyutta yaramaz olan çocukların namaz vaktinde camilerden uzak tutulmasını tavsiye etmektedirler.

İyi niyetle başlatılmış bir uygulamanın artık hedefinden saptığı görülüyor.

Camiye ve namaza çocukları alıştırmak hedeflenirken, cemaatin namazını ifsat etmeye dönüşen bu uygulamayı ıslah edecek olanlar da elbette ki çocuklar değil veliler ve görevlilerdir.

Yaramazlığı zapt edilemeyen çocukların camiye getirilmesi camiye alıştırmak değil camideki namaz kılanların namazını ifsat etmeye göz yummaktır.