Yazar, ABD-İran savaşının aslında Amerika'nın yıldızını söndürdüğünü ve İran'ı daha da güçlendirdiğini, Türkiye'nin tarafsız denge politikasıyla tüm tarafların güvenini kazandığını savunmaktadır. Körfez ülkelerinin Hürmüz Boğazı bağımlılığından kurtulmak için Kalkınma Yolu ve doğalgaz projeleri gibi yeni inisiyatiflere yönelmesi, Türkiye'nin bölgesel nüfuzunu artıracağını öne sürmektedir. Ancak bu senaryonun gerçekleşmesi, Körfez ülkelerinin Batı-Doğu denge politikasını ne kadar tutarlı bir şekilde sürdürebileceklerine bağlı değil midir?
Bu savaş şöyle ya da böyle bitecek. Sonrasında devletlerin neler kazanıp neler kaybettikleri çok önemli.
Geldiğimiz noktada İsrail ve ABD'nin başlattığı gayri meşru savaştan kimi fiziki kazanımlarla çıksalar dahi çok büyük bir itibar kaybettikleri artık gün gibi ortada.
Evet, İran çok büyük hasar gördü ama savaşı kaybetmedi.
Fakat Siyonist emperyalist cephe de bir zafer kazanmadı, aksine kısa sürede başarıya ulaşacağını zannettiği İran karşısında masaya oturmak zorunda kalacak derecede bir hezimete uğradı.
ABD imparatorluğunun yıldızı söndü.
Şu manzaraya bakar mısınız
Hürmüz Boğazı savaştan önce zaten açıktı savaş sebebiyle kapatıldı, ABD şimdi bir taraftan boğazı açmak için çabalıyor bir taraftan da abluka kararıyla kendisi kapatmış oluyor!
Müzakereler ilk aşamada bir ilerleme kaydetmedi ama masaya tekrar dönülmeyecek diye bir karar da yok!
Savaşa dönmeyi ne İran ne de ABD ister!
Dolayısıyla müzakerelere dönüş kapısı kapalı değil!
Farz edelim ki savaş yeniden başladı!
İran'ı işgal etmedikçe ABD'nin bir zafer kazanması mümkün değildir. Savaşa dönüş ABD'nin hem askeri alanda hem ekonomide hem de siyasi alanda daha fazla kaybetmesi demektir!
Bu saldırılar İran halkını devletleri etrafından kenetleyerek rejimi daha da kuvvetlendirdiği hususunda kimsenin kuşkusu yok. Zararların telafisi uzun seneler alabilir ama telafi edilemez değildir!
ABD'nin zararı ise fiziken telafi edilse bile artık sayılan ve korkulan ABD gitmiş güvenilmez bir ABD gelmiştir.
Tam bir Pirus zaferi olur!
ABD bu savaş ile sadece kendisine zarar vermedi tüm dünya ekonomisine büyük bir darbe vurdu en büyük darbeyi de Körfez ülkelerine vurmuş oldu!
ABD en büyük zararı himaye ettiği ve her fırsatta soyup soğana çevirdiği körfez ülkelerine verdi. Hem saldırıya uğradılar hem de güvenlikleri sağlanamadığı için bu ülkelerin ekonomisi güvenilmez hale geldi.
Bu durum körfez ülkelerinin yeni güvenlik paktı arayışına zemin hazırlamış oldu.
Tabii ki körfez ülkelerine bu savaştan ve Hürmüz sorunundan dersler çıkarmanın yolu da açılmış oldu.
Artık körfez ülkeleri hem güvenlikleri için hem doğalgaz petrol nakli için hem de finansal güvenli merkezler için alternatif yollar aramak zorundalar
Bu vasatta Türkiye, gayri meşru saldırıları kınayıp savaşta tarafsız kalmak, bölge ülkelerini savaştan uzak kalmaya ikna etmek ve diplomatik yolları hayata geçirmek üzerine bina ettiği denge politikası ile tüm tarafların güvenini kazanmıştır. İran Cumhurbaşkanının, Katar Emirinin ve ABD başkanının aynı zaman diliminde Türkiye'ye teşekkür etmeleri bir tesadüf değildir
Müzakereler yeniden başlar, İran'ın şartlarından bir kısmı dahi kabul edilir ve ambargo kısmen kalkarsa bile Türkiye ekonomisine

3