'Hak yol İslam yazacağız!'

Sol kesimin 68 kuşağından çok söz edilir de silahlı devrim yaparak yönetimi ele geçirmeyi hedefledikleri için havanda su döğdüklerinden pek bahsedilmez. Gerçi Oral Çalışlar gibi Hasan Cemal gibi öz eleştiri yapıp ne kadar hayalperest olduklarını yazanlar çıkmadı değil.

Ama Başkan Erdoğan'ın da içinde bulunduğu İslami kesimin 78 kuşağı, 22 yıldır iktidardadır ve hedeflerinden önemli bir kısmını gerçekleştirmiştir.

Öz vatanında garip öz vatanında parya muamelesi gören 78 kuşağının iktidarı da gökten zembille inmemiştir. Kuşağın fikir hamurunu yoğuran Mehmet Akiflerden, Necip Fazıllardan başlayan çileli bir süreçten geçmiştir.

Siyasi süreç ise bağımsızlar hareketiyle 1969'da başlamış, 26 Ocak 1970 tarihinde Milli Nizam Partisi'nin (MNP)kuruluşuyla resmiyet kazanmıştır.

Dindarlar üzerinden iktidar olan ama dindarlara sahip çıkmayan sağ partiler karşısına tamamıyla İslami hassasiyetle kurulan MNP, bütün yurtta büyük kabul görmüştü.

Rahmetli Necmeddin Erbakan hoca il ili ülkeyi geziyor hedeflerini açıklıyor ve toplumda büyük beğeni topluyordu.

Öyle kuş diliyle konuşmuyordu açıkça İslam diyordu. Hatta Abdurrahim Karakoç'un Hak Yol İslam Yazacağız şiiri partinin adeta marşı haline gelmişti.

Kör dünyanın göbeğine

Hak yol İslâm yazacağız.

Kuşların göz bebeğine

Hak yol İslâm yazacağız.

Yola, ağaca, pınara

Esen yele, yağan kara

Yağmur yüklü bulutlara

Hak yol İslâm yazacağız.

Koç burcuna, yay burcuna

Bebeklerin avucuna

Minarelerin ucuna

Hak yol İslâm yazacağız.

Bucak bucak, köşe köşe

Kara taşa, kor-ateşe

Yıldıza, aya, güneşe

Hak yol İslâm yazacağız.

Askerlerin miğferine

Kağnıların tekerine

Budanın tunç heykeline

Hak yol İslâm yazacağız.

Her kapının eşiğine

Her sofranın kaşığına

Balaların beşiğine

Hak yol İslâm yazacağız.

Herkes duyacak, bilecek

Saklanmaz gayrı bu gerçek

Yaprak yaprak, çiçek çiçek

Hak yol İslâm yazacağız.

'Hak yol İslam Yazacağız', 20 Mayıs 1971'de MNP'nin kapatılma gerekçelerinden biri oldu.

Ama MNP işaret fişeğini çakmıştı. Kimi hayır cemiyetlerinden öte sosyal faaliyeti bulunmayan dindar kesim artık siyasette ilk adımını atmıştı.

Bugün iktidardaki 78 kuşağı o cesur adımın eseridir.

O cesur adımın lideri Necmeddin Erbakan'dı. O da yalnız yürümüyor bir avuç serdengeçti ile birlikte hareket ediyordu.

İşte o serdengeçtilerden biri olan 86 yaşındaki Rıfat Boynukalın ağabeyi bayramın birinci günü ikindi namazından sonra Fatih Camii'nden Hakk'a uğurladık.

İTÜ mezunu bir mühendisti. Talebeliğinde İTÜ'de hoca olan rahmetli Erbakan'ın dikkatini çekmişti.

Rıfat Boynukalın, Erbakan hocanın başlattığı mücadelenin en zor anlarında yanında duran ender şahsiyetlerden biri olmuştur.

Erbakan hoca siyasetten önce Türkiye Odalar Birliği'ne girmiş ve başkan seçilmişti. Ama dönemin sağcı iktidarı onu polis zoruyla atmak istediğinde o direnmişti. İşte o direnişte Erbakan hocanın yanında duran cesur şahsiyetlerden biriydi Rıfat ağabey.

Erbakan hoca ondan sonra siyasete girmeyi kararlaştırdı ve 17 arkadaşıyla MNP'yi kurdu. İşte o kuruculardan biri de Rıfat ağabeydi.

Ben 1974 yılında İstanbul'a geldim ve bir müddet Fatih'deki Fetih Öğrenci Yurdu'nda kaldım. Halıcılar caddesinde Boynukalın Eczanesi vardı. Rıfat ağabeyin rahmetli hanımının eczanesiydi. Dindarlar o dönemde dayanışma içinde olduğu için Boynukalın Eczanesi camianın eczanesi sayılırdı.

Rıfat ağabeyi tanırdım ama dostluğumuz Medine-i Münevvere'de başladı.

Yetmişli yıllar anarşinin kol gezdiği yıllardı. Üniversitelerde sürekli olaylar çıkar doğru dürüst ders yapılmazdı.

Biz İslam'ı savunuyorduk ama doğrusu köklü bir İslami bilgiye sahip değildik. 'Önce İslam'ı öğrenmek gerekir' diyerek ben 1976 yılında yükseköğrenim için Medine'ye gittim ve İslam Üniversitesi'ne kayıt yaptırdım.

Medine'de ecdadın vakıflarından Beşirağa Medresesi vardı. Türk öğrenciler kalıyordu. Bana da bir oda verdiler.

1977 ya da78 tam hatırlamıyorum. Rıfat ağabey Medine'ye gelmişti. Ben kendisini davet ettim ve o mütevazı insan birkaç gün benim misafirim oldu. O yüzden 'Bir mühendisin senin odanda ne işi var!' diye çıkışan Türk asıllı vakıf nâzırıyla da aramız açıldı.

Hatta rahmetli Ali Ulvi Kurucu bey beni teselli için nâzır hakkında, Erbakan'ı TOBB'dan atan "Demirel gibi bir adam aldırma." demişti.

TOBB'daki olaydan MNP'nin kuruluşuna tüm gelişmeleri uzun sohbetlerimizde bizzat kendisinden dinlemiştim.

Ben 1981 yılında mezun olunca döndüm. Rıfat ağabey uzun yıllar