Hadsiz!

CHP, parti mensuplarının muhatap olduğu cumhuriyet tarihinin en büyük yolsuzluğunun üstünü örtebilmek için en iyi bildiği şeyi yapıyor.

Ortamı geriyor.

Sol gelenek şiddet eğilimlidir. Şiddeti dilde başlatır kaba kuvvete kadar gider.

Bu eğilim, solu kendi içinde birleştirir kaynaştırır.

Ama bu şiddet diline, yabancıdan medet ummak, yerli ürünleri boykot etmek eklenince hele de çeyrek asırdır halkın oylarıyla seçilen cumhurbaşkanına cunta başkanı hükümetine mafya hükümeti gibi hezeyanlar eklenirse o dil sahibine fayda sağlamaz.

Doğrudur gündemi oluşturur ama o gündemden istifade edemez gündemin altında kalır.

CHP Genel Başkanı'nın hezeyanları gündeme oturdu.

Doğru, ancak CHP öyle bir seviye kaybına uğradı ki, Devlet Bahçeli beyin ifadesiyle, 'siyasi parti olmaktan çıktı.'

Çünkü artık CHP genel başkanı saçmalamaya başladı!

Cunta Türk Dil Kurumunun sözlüğünde, "Bir ülkede yönetime silah zoruyla el koyan kimselerden oluşan kurul." şeklinde tarif ediliyor.

Bu tariften yola çıkacak olursak çeyrek asırdır halkın oylarıyla seçilen cumhurbaşkanına cunta başkanı demek hezeyandır!

Çeyrek asırdır rakipleriyle serbest seçimlerde yarışarak iktidar olan partiye dikta rejimi demek hezeyandır!

Seçimle işbaşına gelmiş cumhurbaşkanının kabinesine mafyalaşmış hükümet demek hezeyandır!

Hükümetin maliye bakanına cuntanın maliye bakanı demek hezeyandır!

Yolsuzluğu ayyuka çıkmış partili başkanının tutuklanması için ABD'den izin aldılar demek hezeyandır!

Yolsuzluğa açılan davaya darbe demek hezeyandır!

Yolsuzluğu soruşturan savcılara çete demek hezeyandır!

Sadece hezeyan değil aynı zamanda hadsizliktir!

CHP, 1925-1950 yılları arasındaki iktidarı boyunca seçim yapmak bir yana muhalefetin sesini çıkarmasına bile izin vermeyerek dikta rejiminin ve cuntanın ne olduğunu göstermiştir. Dolayısıyla, CHP genel başkanının seçimle işbaşına gelmiş cumhurbaşkanına cunta başkanı demesi hem hezeyan hem de hadsizliktir.

Başkan Erdoğan 2002'den beri rakipleriyle yarışırken CHP 25 yıllık saltanatı boyunca hiçbir partinin siyaset yapmasına ve yarışa katılmasına izin vermemiştir.

Milli Mücadele'nin kahraman subaylarının 17 Kasım 1924 tarihinde kurduğu Terakkiperver Cumhuriyet Partisini, milletin teveccühü üzerine CHP iktidarı tarafından 5 Haziran 1925'de kapatılmıştır!

Daha sonra tek parti yönetimine dikta rejimi denmesin diye bizzat dönemin cumhurbaşkanı da olan CHP Genel Başkanının talimatıyla 12 Ağustos 1930'da kurulan Serbest Cumhuriyet Fırkası milletin bu partiye yönelmesi üzerine yine CHP telkinleriyle 18 Aralık 1930'da kendini feshetmek zorunda kalmıştır!

Çünkü CHP, hiçbir zaman bu milletin tasvip ettiği bir parti olmamıştır.

Millet yerine devletin gücünü kullanarak saltanat süren CHP'nin bugünkü genel başkanı seçimle işbaşına gelen cumhurbaşkanına cunta başkanı diyerek hem saçmalamakta hem de hadsizlik yapmaktadır!

Bu hadsizliklerini de sürekli cumhuriyeti kuran parti sloganının ve Atatürk'ün arkasına sığınarak sürdürmekte partilerinin Sivas Kongresi'nde kurulduğu safsatasıyla saçmalamaktadırlar.

Daha önce yazdığım gibi CHP cumhuriyeti kuran parti değildir. Cumhuriyeti ilan etmiş ama parti saltanatı kurmuştur. Ülke cumhuriyete 1950 yılında geçmiştir.

Ayrıca Sivas Kongresi CHP'nin kuruluş tarihi değildir. Sivas kongresi 4-11 Eylül 1919 tarihinde yapılmış CHP ise 9 Eylül 1923 tarihinde kurulmuştur.

Hilafet ve saltanatı korumak için yapılan yeminle başlayan Sivas Kongresi, hilafet ve saltanatı kaldıran CHP'nin nasıl kuruluş tarihi olabilir ki

Maalesef CHP, devlet ve millet düşmanlığını muhalefet zannediyor.