Fon krizinin faturası!

Arap Baharı adı verilen Arap toplumlarının diktatörlere karşı devrim girişimini emperyalist güçlerin senaryosu olarak görenler az değildir.

Ben o kanaatte değilim.

Tunus'da Buazizi isimli seyyar satıcının kendini yakması kendiliğinden gelişen tabii bir protesto idi.

Diktatörlerden illallah demiş halk bu vesileyle sokaklara döküldü.

Mısır'da, Libya'da, Yemen'de, Suriye'de aynı şekilde halkın sokaklara dökülmesi de tabii bir protesto idi.

Ancak bu tabii protestolar plan program ve tecrübeli liderlerden yoksun olduğu için emperyalist güçler devreye girdi. Ve bugünkü kaos ortaya çıktı.

Özetle başlangıç doğalken süreçte emperyalist güçler devreye girerek seçimle işbaşına gelmiş Tunus ve Mısır dâhil tüm ülkeler eskisinden daha zayıf duruma düştü.

Oysa Tunus ve Mısır seçimleri yapılmış hatta anayasalar bile yenilenmişti.

Buna rağmen tüm kazanımlar kaybedildi.

Çünkü Tunus ve Mısır'da devrim gerçekleşti ancak önceki rejimin yargıda ve ordudaki aktif kadroları devrimi ortadan kaldırdı ve eski düzen geri geldi.

Oysa bu kadrolar tasfiye edilseydi en azından Devrim Muhafızları gibi devrimi koruyacak bir silahlı güç ihdas edilseydi ne Tunus'da ne de Mısır'da kazanılan demokratik haklar zayi olmazdı.

Suriye bence daha tedbirli davrandı ve eski rejimin ordusunu ve kadrosunu dağıtarak kendini güvenceye aldı!

Tüm bunları yazmamın sebebi ülkemizde yaşanan fon krizini birileri dış güçlerin yabancı istihbaratların hatta FETÖ'nün bir oyunu olarak değerlendirmeleridir.

Ben bu yaklaşımı komplo teorisi olarak görüyorum.

Bütün sorumluluğu dış güçlere FETÖ'ye yıkarak işin içinden çıkma gayreti olarak görüyorum.

Olay gayet basit, içimizdeki gözünü para hırsı bürümüş, sahip olduğunu iddia ettiği değerleri yitirmiş kimi tamahkârların daha fazla kazanma arzusunun patladığı noktadır.

Eski bir bakan ve iktidar partisinin genel başkan yardımcısının bu