Erbakan ismine de bu yakışır!

Necmettin Erbakan Üniversitesi'nin başarısı, taşra üniversitelerinin de kaliteli eğitim verebileceğini kanıtlıyor mu, yoksa istisna olmaya devam edecek mi?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazı, Necmettin Erbakan Üniversitesi'nin akademik sıralamalardan yayın performansına, sanat-bilim entegrasyonundan ürün geliştirmeye kadar çok alanlarda başarı gösterdiğini, bu başarıların taşra üniversitelerine model olabileceğini iddia ediyor. Ancak bu başarılar rektörün ticari birikimine ve kişisel liyakatına bağlanırken, kurumsallaşmış sistemler ve kaynaklar yetersizliğinin taşra üniversiteleri arasında ne kadar yaygınlaştığı sorusu açık kalıyor.

Merhum Necmeddin Erbakan kamudan uzaklaştırılan ve ezilen muhafazakâr camiayı yeniden kamuda söz sahibi kılacak, toplumu yerli milli değerleriyle buluşturacak ve emperyalizme karşı duracak güçlü adımlar atmış cumhuriyet tarihinin en önemli siyasetçilerinin başında gelir.

Sadece Türkiye'de değil İslam dünyasında da dindarların emperyalizme karşı uyanışına vesile olmuş küresel bir isimdir.

Bu ismi bir şekilde taşıyanların ulusal ve küresel kaliteyi göz önünde bulundurmalarını ona duyulan saygının da bir tezahürü olarak değerlendiriyorum.

Bu güzel ismi taşıyan bir üniversite var biliyorsunuz.

Konya Necmettin Erbakan Üniversitesi(NEÜ)!

Sağken ona hayat hakkı tanımayanların vesayet sistemi, onun öğrencisi tarafından kaldırıldıktan sonra adı verilen üniversite tıpkı Erbakan hoca gibi ulusal ve küresel bazda başarılara ismini duyurduğunu görmek onu seven herkesi mutlu ettiği gibi beni de mutlu etti.

Mesela 2024 yılında NEÜ, Türkiye'de ilk 12'ye, devlet üniversiteleri arasında ilk 6'ya, THE Genç Üniversiteler sıralamasında dünya genelinde 301-350 bandına, etki sıralamalarında dünyada ilk 600 bandına yükselmiş.

Mesela 2025 verileri ise bu ivmenin daha da güçlendiğini ortaya koymaktadır.

NEÜ, Genç üniversiteler kategorisinde 251-300 bandına yükselmiş, Türkiye'de 2010 sonrası kurulan üniversiteler arasında ilk 3'e girmiş ve öğretim kalitesinde üst üste üç yıl Türkiye birincisi olmuştur.

Ayrıca 2026 verileri, kalite odaklı büyümenin sürdüğünü göstermektedir. Bu yükselişin arka planında yer alan en önemli dinamiklerden biri yayın performansıdır. Web of Science verilerine göre 2020-2024 döneminde: 3.718 bilimsel yayın üretilmiş, 35 bini aşkın atıf alınmış, yayınların yaklaşık %80'i atıf almıştır.

NEÜ Pres

NEÜ yayıncılıkta da bir model oluşturmuş. Üniversite bünyesinde kurulan Bilimsel Yayınlar Koordinatörlüğü (BİYAK) modeli ve bu modelin uygulayıcısı olan NEÜ Press ile yeni bir model oluştuğunu görüyoruz.

NEÜ profesyonel bir yayıncı gibi tasarrufta bulunarak yayıncılığı kurumsal bir stratejiye dönüştürmüş, netice olarak bugün NEÜ Press; 32 uluslararası hakemli dergi ve 2000'i aşkın bilimsel çıktı ile üniversitenin araştırma kapasitesini doğrudan temsil eden bir yapı hâline gelmiş.

Ayrıca NEÜ Press tarafından yayımlanan 500'ün üzerinde akademik kitabın % 90'a yakınının başka üniversitelerden ve kurumlardan akademisyenlere ait olması da yayınevinin genel bir kabule ulaştığını göstermektedir.

NEÜ Press'in Frankfurt, Londra, Pekin, Abu Dabi, Şarika, Meksika ve Bologna gibi küresel ölçekte öne çıkan uluslararası kitap fuarlarına aktif katılımı da yayıncılıktaki NEÜ farkın göstermektedir.

Gelenekten Bilime - Müzik, Zanaat ve Terapi

Üniversitelerin toplum tarafından tanınması ve benimsenmesinin en önemli ayaklarından biri de akademinin toplum ile bütünleşmesidir.

Bu bağlamda NEÜ, yalnızca akademik yayıncılık ve sıralama başarılarıyla değil; sanat, zanaat ve sağlık alanlarını buluşturan özgün altyapı yatırımlarıyla da dikkat çekmektedir.

Bu kapsamda Türk Müziği Devlet Konservatuvarı bünyesinde hayata geçirilen iki önemli yapı, üniversitenin kültürel miras ile bilimsel araştırmayı entegre eden yaklaşımını ortaya koymaktadır.

2024 yılında açılan Çalgı Yapım, Bakım ve Onarım Atölyesi, 2025 yılında faaliyete geçen Ses Kayıt ve Müzikle Terapi Stüdyosu sanat ile sağlık bilimlerini bir araya getiren disiplinler arası bir araştırma ortamı sunmaktadır.

Özellikle konservatuvar ile tıp fakültesi iş birliğinde sürdürülen çalışmalar, Türk müziğinin tedavi edici yönünü bilimsel temelde incelemeyi hedeflemektedir. Bu kapsamda, Ses frekanslarının insan beyni üzerindeki etkileri, Türk müziği makam ve perde sisteminin nörolojik karşılıkları, Tarihsel kaynaklarda yer alan makam-tedavi ilişkisi gibi konular, deneysel ve analitik yöntemlerle yeniden değerlendirilmektedir.

Ortaya çıkan bu araştırma hattı, Türk müziğinin yalnızca estetik bir ifade biçimi değil; aynı zamanda potansiyel bir tedavi aracı olarak da ele alınabileceğini göstermektedir. Bu yönüyle üniversite