'Emeklilik bir insan hakkı değil!'

Bu tespit Mehmet Zekai Özcan beyin 'Bürokrasi ve siyaset dedikleri' isimli kitabında şöyle açıklanıyor: 'Emeklilik bir insan hakkı değil, belirli prim gününü ve yaşı tamamlayan sigortalının kazandığı katkıya dayalı bir sosyal haktır. İnsan hakları kapsamında değerlendirilmesi gereken uygulamalar, bakıma muhtaç yaşlılara ödenen 65 yaş üstü aylığı gibi uygulamalardır. (s.492)

Zekai beyin hatırat kabilinden kaleme aldığı 'Bürokrasi ve siyaset dedikleri' kitabını sonuna kadar dikkatlice not alarak okudum.

Gençliğinde Ülkücü hareketin öncülerinden olan Özcan, SSK'da çeyrek asrı aşan bir bürokratik hayattan sonra 2002 yılında AK Parti'nin daveti üzerine Ankara'dan iki dönem milletvekili seçilmiş, ikinci dönem sonunda ilkelerine sadakat bağlamında AK Parti'den ayrılmış; gençliğindeki baba ocağı olarak gördüğü MHP'ye geçmiş; 2011 seçimlerinden sonra da siyaseti bırakarak, artık 'Hiçbir partinin ne mensubu ne de destekçisi oldum!'(s.455) diyerek ilkeleri doğrultusunda hayatına devam eden umur görmüş ve siyasete girmekten pişmanlık duyan bir eski bürokrat.

Kitabında katılmadığım çok sayıda fikri ve tespit var. Düşüncelerimi ve eleştirilerimi kendisine yazdığım mektupta uzun uzun izah ettim.

Beni bu yazıya sevk eden fikri ve siyasi değerlendirmeleri değil.

Emekli maaşlarının tartışıldığı şu günlerde 28 yıl genel müdürlüğüne kadar yükseldiği kurum hakkında yaptığı tespitler ve çözüm önerileridir.

Zaten kitabın ana teması sosyal güvenlik kurumlarının sorununu teşhis edip tedavi yollarını göstermek olmuş.

Kitabı okuyunca SSK'nın nereden nereye evrildiğini bizzat içinde bulunmuş bir bürokratın kaleminden okuyorsunuz.

Sistemin nasıl kurulduğunu nasıl bozulduğunu, siyasetçilerin popülist politikaları sebebiyle nasıl savrulduğunu isim tarih vererek anlatıyor.

Özcan milletvekilliği döneminde bu alanda yapılan reforma katkılarını da detaylı bir şekilde izah ediyor.

Özcan komisyon başkanı olarak, SSK, BAĞ-KUR ve Emekli sandığının SGK olarak tek çatı altında toplanmasında, Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası reformunda lokomotif görevi üstlendiğini, haksız emekliliklere karşı direnişini de kitabında teferruatlı bir şekilde anlatıyor.

Bugün düşük maaşlı emeklilerin durumunu izah ederken de teknik bilgi vererek diyor ki: "Modern dünyada emeklilik yaşı 65-67 aralığındadır. Bugün çalışanların ödediği primler geçmişte çalışıp emekli olmuş kişilerin aylıklarını karşılar; gelecekte çalışacak olanların primleri de bugün çalışanların emeklilik dönemini finanse eder. Bu işleyişe aktüeryal denge denir.

Sistemin sürdürülebilirliği için ideal olan 4 çalışana 1 emeklidir. Oran 2'ye düştüğünde sistem alarm verir. Türkiye'de oran 1.89 iken EYT ile 1,5'e gerilemiş; bu düşüş sistemin sağlıklı biçimde sürdürülmesini fiilen imkânsız hale getirmiştir."(s.492)