'Dava için para kazanmaya giden adamların hiçbiri eve geri dönmedi!'

CHP'li İBB başkanı hakkında yüzyılın yolsuzluk davası açılınca, parti yönetimi hep bir ağızdan başkanlarının sütten çıkmış ak kaşık olduğu iddiasıyla ona sahip çıktılar, hatta genel başkanları itham edilen başkana kefil olduğunu bile ilan etti!

Aynı şekilde 21 yaşında bir belediye çalışanıyla bir otelde peştamalla basılan belediye başkanlarını da savunmaya kalkıştılar.

Baklava kutusu içinde demet demet dövizle suçüstü yakalanan partilileri hakkında da savunmaya geçtiler.

Sonunda partileri ortadan ikiye bölündü.

Benzer durum AK Parti genel başkan yardımcısı hakkında ortaya çıkınca partide kimse o şahsa sahip çıkmadı.

İstifası genel başkan tarafından kabul edildi, parti MKYK ve MYK'sından çıkarıldı.

Genel başkan olayın sonuna kadar gidilmesi talimatı verdi.

AK Parti mensubu hiç kimse de o şahsa sahip çıkmadı aksine hesap sorulması gerektiğine vurgu yaptı.

AK Parti'yi destekleyen medyadan da kimse o şahsı savunmadı, onlar da hesap sorulmasının gereğine işaret ettiler.

Genel Başkan yardımcılarının bu olumsuz durumu partinin çalışmalarını da etkilemedi.

Mesela Pazar günü İstanbul teşkilatı sokağa indi ve mahalle mahalle seçmenle muhatap oldu. Sadece şehir içindeki mahallelere değil mahalle adını alan köylere kadar milletvekilleri vatandaşla doğrudan temas kurdu.

İşte iki parti arasındaki fark!

Biri parti mensubu başkanların yolsuzluk ve ahlaksızlık iddialarına siper olup dağılırken, diğeri genel başkan yardımcısının bile hesaba çekilmesini isteyecek ve aynı günlerde sokağa inerek seçmenlerle yüz yüze görüşecek kadar kendinden emin bir görüntü veriyor.

Biri cürm-ü meşhud ile suçu sabit olanlara sahip çıkarken, diğeri sırtındaki kamburları atmak için kararlılığını ilan ediyor.

Bu gelişmeler de gösteriyor ki AK Parti'nin siyasi rakibi yok, rakibi yine kendisi.

Muhalefet partilerinin AK Parti'ye zarar veremeyecekleri de anlaşılıyor.