Merhum Özdemir Bayraktar'ı anlatan belgesele bu isim verilmiş. Aslında yazıya başka bir başlık seçebilirdim ama merhumu en iyi anlatan cümle olarak gördüm 'Bu dünyadan bir akıncı geçti!' ifadesini.
Bu ifadeyi seçeni tebrik ediyorum tam isabet olmuş.
Merhum Özdemir Bayraktar'ın 532 213 ile başlayan telefonu hâlâ bende kayıtlı silmemişim.
Biz onu taa seksenlerdeki RP il müfettişliğinden beri tanıyoruz.
Doğal bir insandı. Sözünü esirgemez, düşündüğünü olduğu gibi karşı tarafa aksettirirdi. Belgeselde bu özelliğinin öne çıktığı anekdotlar da hayli var.
Ve bana göre en önemli iki özelliği vardı. Biri inancı, diğeri ise kararlılığı.
İnancını 'Hakkı üstün tutmak yaşam gayemizdir.' sözü gayet net bir şekilde özetliyor.
Kararlılığını ise karşılaştığı tüm engellere karşı verdiği mücadelede görüyoruz ki belgesel bu mücadeleyi özetliyor.
O, başarılı bir mühendis olarak ülkesine katkıda bulunmaya azmetmiş, önüne çıkan engellerle mücadele ede ede Türkiye'yi alanında dünyada bir numaraya yükselmesini sağlamış akıncı ruhu taşıyan bir öncü olmuştur.
Türkiye maalesef içerden öyle bir kıskaca alınmış ve öyle bir vesayete teslim olmuştu ki AK Parti iktidarı döneminde böyle bir akıncının teşebbüsleri hep akamete uğratılmaya maruz kalmıştı.
2004 ya da 2005 yılı olacak milletvekiliydim, rahmetli Özdemir Bey meclisteki odama geldi, insansız hava araçlarıyla ilgili yaptığı çalışmaları anlattı, bir dosya ve CD bıraktı. Çalışmalarını sivil askeri bürokrasiye anlatmakta çektiği güçlükleri anlattı.
Evet Özdemir Bey Başkan Erdoğan'ın yakın arkadaşı ve dostu idi ama AK Parti tam olarak iktidar olamamıştı. Hatta 2008 yılında yüzde 49 oy ile iktidar partisi olan AK Parti'ye kapatma davası açılmıştı. Ben de o davada siyasi yasağı istenen son 11 kişi arasındaydım. Zahirde suçum başörtüsünü savunmamdı ama asıl suçum Ankara'daki askeri birliklerin başkent dışına çıkarılmasını ve meclisteki muhafız taburunun kaldırılmasını açıkça dile getirmemdi.(Bilahere Tabur kaldırıldı, 15 Temmuz sonrasında da tüm askeri birlikler Ankara'dan çıkarıldı!)
Vesayet devam ediyordu. Dindar subayların ordudan atılma kararına başbakan ve bakanlar sadece muhalefet şerhi düşebiliyordu.
Başörtüsü yasağı devam ediyor seçilmiş cumhurbaşkanının başörtülü eşi askeri hastaneye ziyaret için bile giremiyordu!
Bürokrasi dindarları/muhafazakârları tehdit ediyordu engeller çıkarıyordu.
Ülkeye hâkim olmuş vesayet odakları direniyordu!
İşte o ortamda Özdemir Bayraktar Bey de vatan müdafaası için mücadele ediyor ve belgeselde detaylı olarak anlatıldığı gibi umulmadık engellerle karşılaşıyordu. Mecburen kabul edilen müracaatlar ve testlerde ise heyet içindeki kimileri tarafından sabote ediliyordu. Mesela uçuşu başarıyla gerçekleşen ve otomatik olarak iniş yapan İHA için heyet otomatik iniş yapmadı şeklinde raporlar tutarak fiilen engelleme yapılıyordu.
Tıpkı kendi ürettiği uçakla ülkeye katkıda bulunmak isteyen Vecihi Hürkuş'a yapıldığı gibi tıpkı uçak fabrikası kuran Nuri Demirağ'a yapıldığı gibi Bayraktar Ailesi de engelleniyordu.
Ancak Özdemir Bayraktar ve başta evlatları Selçuk ve Haluk olmak üzere ailesi pes etmiyordu.
Yılmadılar direndiler ve kazandılar.

6