Birlikte rahmet ayrılıkta azap vardır!

Yanlış hatırlamıyorsam 2005 yılıydı. Ticaret Bakanı Kürşad Tüzmen beyin Libya'ya yaptığı resmi ziyarette kendisine bir grup milletvekili refakat etmiştik.

Yoğun bir program vardı. Libya bakanlıklarıyla görüşülüyor heyetimize yakın ilgi gösteriliyor ve gayet olumlu görüşmeler yapılıyordu.

Yine bir bakanlıkta sıcak karşılamadan sonra görüşmelerin ortasında Libya tarafı bakanın önüne Türkiye basınında Kaddafi hakkında çıkan eleştirel haberlerin kupürlerini koyarak, 'Biz burada sizi ağırlarken sizin gazeteleriniz neler yazıyor!' diye sorunca ortam buz gibi oldu.

Kaddafi o günlerde Güney Afrika'da bir toplantıdaydı ve meşhur çadırını kurmuştu. Başta Hürriyet gazetesi olmak üzere Kaddafi aleyhine haberler yapılmış ve yorumlar yayınlanmış.

Kürşad bey Türkiye'deki basın özgürlüğünden bahsederek bizzat başbakan aleyhinde de yayınlar yapıldığını izah etti hatta o görüşme esnasında o gazeteleri arayarak işimizi nasıl zora soktuklarını anlatmıştı.

Ama Libya yetkilileri bir türlü anlayamıyordu. Kendi ülkelerinde basının başbakan ve bakanlar aleyhinde yayın yapamayacağını bildikleri için Türkiye'de de öyle olduğunu zannediyorlardı.

Bugün Arap ülkelerinin tamamına yakınında aynı durum söz konusudur!

Son günlerde Azerbaycan'daki gelişmeler üzerine yaşanan tartışmalar bana bunları hatırlattı.

Okullarda başörtüsü yasağı ve İsrail cumhurbaşkanının Azerbaycan'da ağırlanması üzerine Türkiye medyasında özellikle sosyal medyada kimileri mantıklı kimileri kantarın topuzunu kaçıran yorumlar yaptılar.

Bunun üzerine Azerbaycan tarafından da benzer yayınlar yapılmaya başlandı ve tartışma hâlâ devam ediyor.

Azerbaycan'dan itiraz edenler tıpkı Libyalılar gibi Türkiye'deki basın özgürlüğünü anlayamıyorlar ya da kasten yapılan eleştirileri devletin politikası gibi algılıyor olmalılar.

Tabii yapılan yorumlara bakınca her iki tarafta da art niyetli unsurların bulunduğu ve iki ülke arasını açmak için bu gelişmeyi fırsat bildikleri görülüyor.

Türkiye Ermenistan'la ilişkilerinde hep Azerbaycan tarafını incitmemeye azami gayret gösteren bir titiz politika izlemiş olmasına rağmen, Türkiye'yi düşman ilan eden ve Filistin'deki mezalim sebebiyle tüm dünyada yalnızlığa terkedilmiş olan İsrail cumhurbaşkanının Bakü'de ağırlanması siyasi nezaket açısından olduğu kadar Filistin konusu bakımından da oldukça düşündürücüdür!

Ağır bedeller ödemiş olan Türkiye vatandaşlarının hem bu ağırlamaya hem de aynı günlerde okullarda uygulanan başörtüsü yasağına, tepkileri yadırganacak bir durum değildir.

Gerilen ortamı yatıştırmak için AK Parti sözcüsü Ömer Çelik ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan beylerin yaptığı dengeli açıklamalar, üst düzeyde şimdilik bir gerginliğe izin verilmediğini gösteriyor.

Başkan Erdoğan'ın 'Bağımsızlığın Yeniden Sağlanması Günü' günü mesajındaki 'Azerbaycan Cumhurbaşkanı gardaşım İlham Aliyev'e, tasa ve sevinçte her zaman bir olduğumuz Azerbaycan Türkü kardeşlerime selamlarımı iletiyorum.' ifadeleri ise en üst düzeyde bir sorun olmadığını olmaması gerektiğini deklare eden önemli bir tavırdır.

Bununla birlikte özellikle başörtüsü yasağı tartışması karşılıklı olarak devam ediyor.

Çok tahrik edici ifadelerin haddi hesabı yok.

Yasağı savunanların 28 Şubat mantığıyla hareket ettikleri çok net görülüyor.

Uzun yıllar Rusya ve Sovyetlerin