Bu yazılar hem Yük. Müh. Süleyman Karagülle, Prof. Dr. Necmettin Erbakan, Prof. Dr. Arif Ersoy'u 'anma' hem de yaşanan 'sosyal TUFAN' için 'ÇARE' yazılarıdır...
'Sosyal Tufan' derken, ülkemizde ve bütün dünyada hayatımızın ilmî-iktisadî-ahlâkî-idarî/siyasî dört ana alanını da sarmış olan 'sosyo-ekonomik tufan' demek istiyor, çare/çözüm olarak da 'Adil Düzen Ortaklık Ekonomisi' önerimizi sunuyoruz...
***
Şükrü Çelik: Hocam, sondan bir önceki sorumuza geçersek: Halkın İslâm Ekonomisi'ne karşı çeşitli ön yargıları var. Özellikle günümüz katılım bankalarının, faizli işlemlere kılıf uydurduğu, konvansiyonel bankaların faiz oranlarına yakın kâr payı dağıttığı ve konvansiyonel bankaların faiz oranlarından daha fazla kâr payı aldığı söyleniyor. Ayrıca batan özel finans kuruluşlarından dolayı da İslâmî Finans enstrümanlarına karşı temkinli bir yaklaşım var. Bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz
Arif Ersoy: Bugünkü sistem kapitalizmdir. Faizsiz finans kuruluşları, kapitalizm içerisinde faizsiz çalışmaya gayret ediyor. Burada eksiklikler var. İlim adamları, iş adamlarıyla birleşerek, ortaklaşa bir şekilde bu eksiklikleri gidermek durumundadırlar.
Faizli sistem içerisinde faizsiz sistemi uygulamak çok güçtür, sorunludur. Dolayısıyla bugünkü sisteme tam İslâmî'dir demiyoruz. Ama diyoruz ki: Bu, ortaklık ekonomisine geçiş dönemidir. Şu anda murabaha uygulanıyor.
Biz, daha çok mudarabanın uygulanmasını istiyoruz. Mudaraba, üretim faktörleri arasında ortaklık sistemini kurmak demektir.
Ben inanıyorum ki ilmî gelişmeler ve araştırmalar devam ederse, faizsiz finans sistemi bu eksikliklerini giderirse dünya ekonomisine, Müslüman ülkelerin ekonomisine önemli katkıda bulunacaktır. Hatta bütün bu eksikliklere rağmen günümüzde revaç bulmasının nedeni, bu haliyle bile para ticaretinden çok üretime destek vermeye çalışmasıdır.
Buradaki sorun, bir sistem geliştirilemediği, faizli sistemin içerisinde faaliyet gösterdikleri ve diğer bankalarla da rekabet ettikleri için zaman zaman faize endeksliymiş gibi göstergeler kullanmalarıdır.
Allah affetsin. Burada, şu mantığı kullanıyoruz: Bunu toptan düzeltemiyoruz. Öyleyse kısmen düzeltmek de bir ıslahtır. Bunu düzeltmeye çalışalım diyoruz. Ama şöyle bir tehlike var: Para sahipleri, bunlar bizim yaptığımız kârı engeller diye organize olurlar, İslâm/Ortaklık Ekonomisi'ni bloke ederlerse veyahut da şimdi yaptıkları gibi, o da başka bir tehlike, ünlü din adamlarından fetva alarak yaptıkları hatayı doğruymuş gibi gösterirlerse bu soruna yol açar.

28