Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşme

Önceki yazılarla birlikte okunmasını tavsiye ederek kaldığımız yerden devam...

6. Bugüne Kadar Yaşananlar ve Şimdi Hangi Süreçteyiz

Öncelikle bilinmelidir ki, toplumsal sözleşmeleri ve kuralları tanımayan silahlı gruplar yapılacak sözleşmelere de genelde uymazlar. Bu nedenle teröristlerle yapılacak sözleşme meşru bir dayanak olamaz. ("Sana haram ay ve onda savaşma hakkında soru yöneltiyorlar. De ki: 'Onda savaş, büyük bir günahtır. Allah yolundan engellemek, O'nu inkâr etmek, Mescid-i Haram'a gidişi engellemek ve halkını oradan çıkarmak ise Allah katında daha büyük bir günahtır. Fitne ise adam öldürmekten daha büyük bir kötülüktür. Onlar güçleri yeterse, sizi dininizden/düzeninizden döndürmek için sizinle savaşı sürdürürler, sizden her kim de dininden/düzeninden döner ve kâfir olarak ölürse, bunların yaptığı bütün iyi işler dünya ve ahirette boşa gitmiştir ve artık onlar cehennemliktirler, hep orada sonsuza kadar kalacaklardır.'" Bakara 217) Ancak devlet yapılacak sözleşme ile kendini bağlamak ister. Çünkü terörist kişi ve gruplar kanunları ve diğer toplumsal sözleşmeleri kabul etmiş olsalardı, haklarını aramak için dağda silah kullanmayı tercih etmezlerdi. Meşru olmayan silahlı güç kullanarak hak arayanlar sadece iki yolla uzlaşma masasına otururlar; ya gücü tükenmiştir veya daha önceki barış süreçlerinden daha kanlı bir plan üzerinde çalışmaktadır.

7. Terörle İlgili Kanunlarının Yenilenmesi

Teröristlere sürecin her safhasında açık ültimatomların verilmesi gerekir. ("Bu, Allah ve Peygamberinden, antlaşma yaptığınız müşriklere bir ültimatomdur." Tevbe 1) Bu ültimatom kapsamında teklifin yapılmasından son dört ay içerisinde bütün kanunların değişeceği açık olarak yer almalı. ("Bundan böyle yeryüzünde dört ay istediğiniz gibi dolaşın; şunu da bilin ki, siz Allah'ı aciz bırakacak değilsiniz ve Allah, herhalde kâfirleri rezil edecek!" Tevbe 2) Bu süre aynı zamanda öldürme olaylarına katılanlara da sadece teslim olmaları konusunda tanınmalı. MGK tavsiyesi ve alınacak Meclis kararlarının geri dönülmez kararlar olacağı, hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı belirtilmeli. ("Bir de Allah ve Peygamberinden Hacc-ı Ekber gününde insanlara bir bildiridir ki, Allah da Peygamberi de müşriklerden kesinlikle uzaktır. Hemen tevbe ederseniz, hakkınızda hayırlı olur. Eğer aldırmazsanız, bilin ki, Allah'ı aciz bırakacak değilsiniz. Allah'ı ve Peygamberi tanımayanlara acı bir azabı müjdele!" Tevbe 3) Bu çerçevede aleyhine de olsa devlet aldığı kararlardan geri dönmemeli. ("Ancak antlaşma yaptığınız müşriklerden daha sonra antlaşmalarında hiçbir eksiklik yapmamış ve aleyhinizde hiçbir kimseye arka çıkmamış olanlar başka. Bunlarla yaptığınız antlaşmayı süresine kadar tamamen yerine getirin. Allah, her halde sakınanları sever." Tevbe 4)

Teröristlerin sadece terörden çekilmeleri değil, ülkenin millî birlik ve bütünlüğü aleyhine olacak her türlü eylemlerde çekilmelerini sağlayacak şekilde kanunların içerikleri genişletilmeli.