"Medine Sözleşmesi'nden İnsanlık Sözleşmesi'ne" konusudur asıl konumuz...
"Mekke'den Medine'ye, Medine'den İnsanlık Sözleşmesi'ne" 7.10.2026 Kazım Erten.
Evet, Mekke'de başlayan, Medine'de devam edip uygulamalı olarak son şeklini alan ve kıyamete kadar bütün insanlığın istifade edeceği "Medine Sözleşmesi" örneği...
Kazım Erten arkadaşımız, Erbakan Hocamızın doğumunun 100. yılı Ekim ayında, "Mekke'den Medine'ye, Medine'den İnsanlık Sözleşmesi'ne" başlıklı yazısını yayınladı...
- "Erbakan 100 Yaşında" dedik biz; bundan önce bu içerikte birkaç yazı yazdık...
- "Medine Sözleşmesi'nden İnsanlık Sözleşmesi'ne" diyeceğiz birkaç yazıda...
- "Sosyal Tufan" seviyesinde var olan sorunlara çare ve çözüm olsun diye...
- Hayatımızın dinî-ilmî-iktisadî-idarî/siyasî 4 alanında sorunlar var...
- Tufan seviyesindeki bu sorunların elbette çareleri de var...
- Her zamanki gibi çare ve çözümleri yazmaya devam...
- İlgili ve yetkililerin ilgilenmesi dileklerimizle...
***
"Sosyal Tufan" demişken hatırlatalım; üniversitelerde "Sosyolojiye Giriş" dersinde, Sosyolojinin "Sanayileşme ve Kentleşme" ile ilgilendiği ilk derslerden itibaren anlatılır...
Sanayi Devrimini gerçekleştirmiş yerleşimlerin "kent" sayılabileceği, Sosyolojinin Sanayileşme- Kentleşme sürecini gerçekleştirmiş toplumları ele aldığı, sanayileşmemiş toplum ve yerleşimlerin Sosyolojinin değil, Antropolojinin alanına girdiği öğretilir...
İnsanlık tarihinde ilk yerleşimler yani binlerce yıl süren toplayıcılık ve avcılık dönemlerinden sonra oluşan Tarım Toplumu, Ticaret Toplumları ve Yerleşimleri; İl, Şehir, Medine ve en sonunda Medeniyet dediklerimiz, bugüne kadar Sosyolojinin sözüm-ona objektif değerlendirme ve durum tespiti alanının dışında tutuluyor...
Sanayi Devrimi, Banka Kapitalizmi, Finansal Senyoraj (ya da devletin para basma yetkisi), 200 sene boyunca mücadelesini vermiş ve 20. Yüzyıl Zalim Dünya Sömürü ve Soykırım Sistemini kurmuş; hâlen bütün beşeriyeti sömürmeye devam ediyor...
Sonuç olarak diyoruz ki; sömürü ve soykırım sermayesinin senyorajını meşrulaştıran, 20. yüzyılın paradigmasından beslenen sözde sosyal bilimlerin insanlığa dair ilmî, ahlâkî, objektif ve adil değerlendirmeler yapıp çare ve çözümler üretebilme imkânı kalmamıştır.

18