'SosYO-EKONOMİK Tufan' ülkemizi ve dünyayı sarmış durumda...
çare ve çözüm önerilerimiz bu yazılarda; uygulanmayı bekliyor...
Önceki yazılarla birlikte okunmasını da tavsiye ederek devam...
"İnnelleziyne keferû / Küfretmiş olan kimseler" (Maide 36)
Başta hakem kararlarını kabul etmeyen muhariplerden bahsedildi. Sonra müminlerin görevleri anlatıldı. Bu görevin sadece güvenliği sağlamak olmayıp aynı zamanda insanların birbirleri ile buluşmaları imkanının sağlanması olduğu anlatıldı. Böylece topluluk bir vücut hâline dönüşmektedir. Şimdi ise hakem kararlarını kabul etmiş olmakla beraber müminlerin yanında yer almayanlardan bahsetmektedir. Bunlar cizye vermedikleri için müslim değildirler. Biz onlara saldırmayız ama aynı zamanda onları korumayız. Biz bizden olmayanların davalarına da bakmayız, bizden olan kimseler arasındaki nizalara bakarız.
Bu hükmü nerden istidlâl ediyoruz
İşte bu ayetten istidlâl ediyoruz. Onlar muhariplerin hükümlerine tâbi değildir. Bizim imkanlarımızdan tek taraflı yararlanmaktalar. Vergilerini vermemekle nankörlük etmektedirler. Bunun için kâfirdirler, nankördürler. Allah onların durumunu ahirete bırakmaktadır. Bize onları cezalandırma yetkisini vermemektedir. Bu mefhumu muhalefetle delalettir. Başka delilimiz yoksa mefhumu muhalefetle hareket etmek zorundayız.
Mademki bir insanı öldüren bütün insanlığı öldürmüş gibidir, o halde bizim kimseyi öldürme yetkimiz yoktur. Ancak muharipleri öldürebiliriz. Kâfirlerin durumu ise ahirete kalmıştır. Zekâtını verenin malını koruruz, vermeyenin mallarına ise biz saldırmayız ama ona saldıran olursa da biz onu korumayız.
"Lev enne lehüm mâ fi'l-erdi cemian / Yeryüzünde olanın tamamı onların olsa" (Maide 36)
Yeryüzü ve içinde olanların hepsi bütün insanlarındır.
Bir kişinin öldürülmesi tüm insanların öldürülmesi gibidir.
O halde bir insanı ihya etmek için tüm yeryüzü verilebilir.
"Cemian" "Mâ"nın hâlidir. "Ard/z" burada marifedir ve yeryüzüdür. Küfredenlerin ahiretteki azabı bu kadar büyüktür ama bu dünyada bizim onlara ceza vermemiz meşru kılınmamıştır. Burada bu kadar mal varlıkları olsa demektir, yani ahirette olsa manası çıkmaz. Bu dünyada askerlik bedeli vermekle savacakları yükümlülüğü ahirette dünyaları verseler de artık kabul olunmaz. Çünkü mali bedel yalnız burada geçerlidir, ahirette bedel yoktur. Orada cezalar da mükâfatlar da mal ile değil beden ile ölçülecektir.

30