Kur'an'a göre devlet; sorunların ana sebebi

'SosYO-EKONOMİK Tufan' ülkemizi ve dünyayı sarmış durumda...

çare ve çözüm önerilerimiz bu yazılarda; uygulanmayı bekliyor...

Önceki yazılarla birlikte okunmasını da tavsiye ederek devam...

***

"İnnellahe gafurun rahiymun / Allah'ın gafur ve rahim olduğunu bilin." (Maide 34)

Sorun Kürt sorunu değildir, sorun ülke sorunudur. Yaşlanmış olan bin yıllık imparatorluğumuz yıkıldı. Cumhuriyeti kurduk. Zaman kazanmamız gerekiyordu. Kuruluş döneminde tavizler verdik. Şimdi güçlüyüz, artık o sıkıntılı günleri atlatmak zorundayız. Bizim kanunlar çıkarıp gerek Kürt vatandaşlarımızın PKK'ya verdiği destek hususunda, gerekse bizatihi elemanlarına uygulayacağımız hukuk belli olmalıdır. Bu kuralları sadece biz değil, onlarla uzlaşarak beraber ortaya koymalıyız.

"Fa'lamû / Bilin" (Maide 34) emri bize bu uzlaşmayı emretmektedir. Herhangi bir konuda uzlaşma imkânını bulamazsak, o zaman hakemlere gideriz. Hakemlerin kararı kesindir ve ilmîdir. Cümlenin başında "Fa" gelmesi hükmün umumiliğini ifade eder. Yani ceza hukukunda içtihatla değil, baştan kararlaştırılmış ittifaklarla hareket etmeliyiz.

Ayetteki "Allah"tan maksat O'nun halifesi olan "devlet" veya "il" veya "bucak" olabilir. Esas mevzuat bucaklarda tedvin edilir. Güvenlikle ilgili hükümler illerde uygulanır. Savunma ile ilgili hükümler ise ülkelerce uygulanır. Hakemler uluslararası kuruluşlardır.

"Gafurdur" yani işlenmiş olan cezalar diyete dönüşür, akileler (dayanışma ortaklıkları) tarafından ödenerek PKK yüzünden mağdur olanların mağduriyetleri giderilir. Diyetlerinin ödenmesinden sonra PKK'lılar da normal vatandaşlığa dönmüş olurlar.

Kur'an okunurken işte böyle okunmalıdır. Günlük hayatın sorunları çözülmelidir. Fıkıh kitaplarından alınan bu hükümler güncelleştirilirken Kur'an'a dayanmalıdır.

"Gafur" suçların bağışlanmasıdır. Kısasın uygulanmaması, asilerin imha edilmemesi demektir. 1960 müdahalesini yapanlar ve üç devlet adamını asanlar şimdi hayatta değildirler. Onlar yapacaklarını yaptılar, zulmettikleri onlara kaldı. Mağdur olanlar da mağdur oldular. Ölenler öldü. Hapsolanlar hapis oldu. 28 Şubat'ı yapanlar da 28 Şubat'a maruz kalanlar da o halleri ile gideceklerdir. Merhum Necmettin Erbakan'ı kimse diriltip de hakkını ödeyemez. Başbakanın sofrasında içki içerek caka satan general de bugün hayatta değildir. Bunların hesapları ahirette görülecek. Kim zerre kadar iyilik yapmışsa onu orada bulacak, hayır yapmışsa onu da orada bulacaktır. Bu dünyada tam adaleti tesis etmek mümkün değildir. Cezalar intikam amacıyla değil, caydırıcılık amacıyla verilir. Cezalar adalet yerini bulsun diye verilmez. Çünkü ceza bir yarayı savamaz, iyileştiremez. Yeni düzene geçtiğimiz zaman eski düzenin suçlularının cezalarını bitirmeliyiz. Asacaksak asalım, öldüreceksek öldürelim, bir değer ödeteceksek ödetelim. Ama bitsin artık, eski dertlerimizle uğraşmamalıyız. İşte bu mağfirettir.