'SosYO-EKONOMİK Tufan' ülkemizi ve dünyayı sarmış durumda...
çare ve çözüm önerilerimiz bu yazılarda; uygulanmayı bekliyor...
Önceki yazılarla birlikte okunmasını da tavsiye ederek devam...
***
"Yâ eyyühelleziyne âmenû /Ey iman etmiş olan kimseler" (Maide 35)
Bundan önceki 33. ayette 'Allah ve Resulü ile muharebe edenlerden' bahsedilmiştir.
Surede İsrailoğullarına savaş emredildiği halde onlar savaşmayı istememişler ve çöllerde kırk sene dolaşmışlardı. Sonra Hz. Âdem'in iki oğlunun kıssasını anlatmış ve kısas hükümleri konmuştu. Kısastan sonra kısasa rıza göstermeyen ve hakem kararlarına uymayanlardan bahsetmiştir.
Kur'an şimdi "Ey iman edenler" diye hitap etti. Bu ayetlerden sonra hırsızın elinin kesilmesinden bahsedilecektir. Kur'an, bu arada "Ey iman etmiş olan kimseler" diyerek bu işlerin kimler tarafından yapılacağını bildirmektedir.
Tarihte devletler nasıl oluşTU
Herhangi bir şekilde eğer bir kuvvet oluşmuşsa o kuvvet bir topluluk oluşturur ve o kuvvet kendi düzenini kurar. Tarih boyunca hep böyle olmuştur. Başlangıçta peygamberler gelmiş ve halka kendilerinin Allah resulü olduklarına inandırmış, böylece peygamberlerin çevresinde toplananlar güvenliği sağlamış ve devletlerini kurmuşlardır.
Daha önce de kabilelerin başkanları kabileleri içinde güvenliği sağlamışlardır.
Peygamberler kabileler arası güvenliği sağladılar. Peygamberlerden sonra hanedanlar oluşturuldu. Kur'an nazil oluncaya kadar bu böyle devam etti. Daha önce dünyanın güvenliğini sağlayanlar İbraniler olmuştur. Romalılar bu güvenliği devam ettirdiler.
Kur'an yeryüzünün güvenliğini sağlama görevini müminlere verdi. Medine'de 10 sene içinde bu düzen, müminlere dayanan devlet düzeni oluştu. Ne var ki o zamanın teknik imkânları Kur'an düzeninin uygulanmasına müsait değildi. 30 yıl süren hilafet dönemi son bulduktan sonra tekrar hanedanlık dönemi başlamıştır. Bundan dolayı "Ey iman edenler"deki "dayanışma ortaklıkları" olan "akilelere" dayanan düzen tam olarak çalışmamıştır. Emeviler, Abbasiler, Karahanlılar, Selçuklular ve Osmanlılar saltanat ile şeriatı birleştirmişlerdir. Özel hukukta fıkıh geçerli olmuş, kamu hukukunda ise saltanat kuralları geçerli olmuştur.
18'inci asırda başlayan hanedanlara karşı çıkma hareketleri 20'nci yüzyılda daha da gelişmiş, tek tük birkaç küçük devlet dışında hanedanlar ortadan kalkmıştır. Ne var ki saltanatın yerine getirilen "ekseriyet demokrasisi" sorunları çözememektedir.

27