'SosYO-EKONOMİK Tufan' ülkemizi ve dünyayı sarmış durumda...
çare ve çözüm önerilerimiz bu yazılarda; uygulanmayı bekliyor...
Önceki yazılarla birlikte okunmasını da tavsiye ederek devam...
***
"Ve yes'avnefi'l-erdi fesâden / Ve arzda fesaden sa'yederler." (Maide 33)
Hakemlerin mevzuat söz konusu olmayan durumlarda doğal hukuk kurallarına göre karar almaları gerekir. Bu durumda hakemler vazı' kanun imiş gibi hareket ederler.
Herkes hürdür, kendisi de dâhil kimse onun kişiliğini elinden alamaz. Kölelerin elinden de kişilikleri alınamaz. Ancak mallarına el konabilir. Tasarrufa el konabilir. Kendi malını alıp satar. Sadece sonuç sahibine ait olur. Bu doğal haktır. Kısas doğal haktır. Meşru müdafaa doğal haktır. Bunları kimse sınırlayamaz.
İkinci haklar ise sözleşmelerden doğar. Sözleşme yapma temel haktır ama yapılan sözleşmenin içeriği sözleşme hakkıdır. Burada baştan tanımlanmış olması gerekir. Beraatı zimmet asıldır. Doğal hakları ise hakemler tanımlar.
Fesad doğal hukuka girer, hakemler neyin fesad olduğuna neyin fesad olmadığına kendileri karar verirler. Hakem kararlarında; a) icmaa aykırıysa, b) kararlarda çelişki varsa, c) teknik bakımından uygulanamazsa, d) hikmete muvafık değilse, zarar doğuyor veya abesle iştigalse, ona göre karar verebilirler.
"İn yukattelû / Katl olunmalarıdır." (Maide 33)
"Ceza" mübtedadır, "En Yukattelû" haberdir. Mef'ulün fiile takdimi caiz olduğu halde, failin takdimi caiz değildir. Fail takdim edilirse mübteda haber olur. Bunun ispatı şöyle yapılabilir. "Zehebe Zeydün ve Amrun" dediğimizde fiili müfret yaparsınız. "Zeydün ve Amrunzehebâ" dersiniz. Eğer mef'uller takdim edilmeseydi "zehebe" dememiz gerekirdi. Burada fiil "En" ile gelmiş, fiil olmaktan çıkıp masdar olmuştur. Dolayısıyla haberdir. Haber nekre olur, bu da nekredir. Marife mübtedaya nekre haber gelmiştir. Sade cümledir demektir.
"Katl olunmaları" diyor da kimin katledeceği belirtilmiyor. O zaman katlin serbest olduğu hükmü ortaya çıkar. Hakem kararı ile katline karar verildikten sonra kim katlederse katledebilir, suç oluşturmaz. Bugün infaz uygulaması sadece yetkililere verilmiştir. Oysa İslâmiyet'te infaz bütün vatandaşlara tanınmış bir haktır, müminler ise görevlidir.
Ana kural şudur. Hakemler hakkı tespit edip ilan ederler, onun icrasına karışmazlar. Onların icra yetkileri yoktur. Onların görevi sadece hüküm vermedir.

21