'SosYO-EKONOMİK Tufan' ülkemizi ve dünyayı sarmış durumda...
çare ve çözüm önerilerimiz bu yazılarda; uygulanmayı bekliyor...
Önceki yazılarla birlikte okunmasını da tavsiye ederek devam...
***
Dayanışma (akile sistemi) ortaklıkları ve bağımsız bucak sistemi demokrasinin, hak ve hürriyetlerin ana temelidir.
Uygulanması ise hakemlerin karar alması ile mümkündür.
Hakem kararlarına uymayanları tepelemek insanlığın görevidir.
İnsanlık el ele verip hakem kararlarına uymayanları bertaraf eder.
"Fe ke ennemâ katele'n-nâse cemian /
Bütün nâsı (insanları) cemi'an katletmiş gibidir" (Maide 32)
"Cemi'an" kelimesi sanki hepsini birden öldürmüş anlamındadır.
Dayanışma (akile) ortaklıklarının temeli budur. Birimize yapılan hepimize yapılmıştır. Yapılanlara birlikte karşı çıkma durumundayız.
Burada sadece "katl" zikredilmiştir. Diğer bedeni etkileyen fiiller de böyledir. Daha da ileri gideriz, birisi diğerine borcunu ödemediği zaman hepimize ödememiş gibi olur.
Bu sebepledir ki mahkemelerde dava açılır, topluluk onun sonucunu takip eder.
Bundan dolayı mahkemelerde açılan davalardan harç alınmaz.
Bu sebeple avukatların ücretlerini topluluk öder.
Çünkü hak hepimizin hakkıdır, haksızlık yapan hepimize haksızlık yapmıştır.
Çağımızda Türkiye'de ve dünyadaki hemen hemen bütün ülkelerde dava harçları alınmakta, avukatlık müessesesi çalıştırılmaktadır!
Hakimlerin maaşları taraflara ödetilmiyor ama bilirkişi ücretleri taraflara ödetiliyor! Diyelim ki bir adam suç işledi, adam öldürdü; onu yargıladık ve astık. Ondan savunma bedeli alma yetkimiz olmadığı gibi mağdurdan da fazla bir şey talep etmeyiz.
Devlet şirket değildir, kâr amacıyla oluşturulmamıştır.
Devlet vergi alır, işletmelerden vergi alır, halktan vergi/haraç almaz.
Bugün gelir vergisi var, kişilerin kazançlarından vergi alınmakta! Oysa şeriatta işletmelerin vergisi vardır. Üretilen mallardan kamu payı alınır. Kişilerden vergi alınmaz.
Devlet aldığı vergilerle de kamu görevlerini yapar; yargılar, savaşır, yol yapar...
Bütün bunların bedelleri vergiden alınmıştır.

27