'SosYO-EKONOMİK Tufan' ülkemizi ve dünyayı sarmış durumda...
çare ve çözüm önerilerimiz bu yazılarda; uygulanmayı bekliyor...
Önceki yazılarla birlikte okunmasını da tavsiye ederek devam...
***
"Fe bease Allahu guraben / Allah bir gurabı (kargayı) ba'setti" (Maide 31)
Bu beyanda önemli bir husus vardır.
İnsanla diğer canlılar arasında önemli bir yakınlaşma vardır. Önce topladıkları meyveleri yiyen yabancı kuşları ve meyvecileri ormanlarından kovmak için uğraşmışlardır. Ayı, kurt ve aslan gibi hayvanlar aslında insan etini yemezler. Hayvanların insanlarla savaşması kendilerini savunma amacı ile olur.
Süleyman Karagülle anlatıyor: Bucağımda herkesin çok iyi bildiği bir olayı buraya nakletmekle bu görüşümü anlatmış olacağım. Köyümüzün en zengini olan bir zat vardı, adı Kadir Akdemir'dir. Çocukları ve torunları şimdi İstanbul'dadır. Cumhuriyetin ilk yıllarında bucağımızda sıkı bir şekilde Rusya'ya mal götürülüp satılıyor, altın veya mal Türkiye'ye geliyordu. Dağ ormanlarından malları götürüp Batum'da kendi hemşerilerine satarlardı. İşte, Kadir Akdemir ormanın içinde tek başına giderken bir ayı onu yakalıyor ve dövüyor, dövüyor. Hareketsiz hâle getirince onu yere dökülmüş yapraklar arasına gömüyor. Akdemir de hareketsiz duruyor. Ayı biraz bekliyor ve gelip kulağını dayayarak ölüp ölmediğini kontrol ediyor. Sonunda öldüğüne karar veriyor ve gidiyor. Akdemir kalkıyor, yaralı bereli eve geliyor. Birkaç gün sonra iyileşiyor. Sonra ilçemizin en zenginleri arasına giriyor.
Burada olayda anlatmak istediğim şudur: İnsan hiçbir canlının yiyeceği değildir. İnsan hayvanların saldırısına sadece savunma amacıyla uğrar.
İnsanın hayvanlarla en çok yakınlaşması avcılık döneminde olmuştur. Soğuklar başlayıp meyveler tükenince insan et yemeye başlamış ve avlanmıştır. Bu arada artan kemikleri kapı önüne atıyor, köpekler gelip onları yiyordu. Böylece insanın ilk ehlileştirdiği hayvan köpek olmuştur. İnsan daha sonra birçok hayvanları ehlileştirmiş ve onları kendisine muti kılmıştır.
Bu arada hayvanlar insanlar için ilham kaynağı da olmuştur. Hazreti Peygamber'in devesi önce mescit olacak yerde çökmüş, ondan sonra Ebu Eyyub El-Ensari'nin evinin önüne gidip çökmüştür. Böylece deve peygambere önce mescit yapacaksın, şimdilik anneden akrabanın evinde kalacaksın demiş olmaktadır. Elbette Hazreti Peygamber de onun evinde kalmayı isterdi. Ne var ki onu davet edenler arasında belki de Ebu Eyyub yoktu.
İlkel topluluklarda birine misafir olmak onu şereflendirmektir.

22