'Sosyal Tufan' ülkemizi ve dünyayı sarmış durumda; çare ve çözüm bu yazılarda... Önceki yazılarla birlikte okunmasını tavsiye ederek kaldığımız yerden devam...
"Kâlû yâ Musa / Ey Musa dediler" (Maide 24)
Anlaşılan, Hazreti Musa'dan aldıkları emri yerine getirip getirmeme hususunda istişare ettiler. İçlerinden iki kişi onlara, 'kendinize güveniyorsanız Allah'a dayanın ve girin, kendinize güvenmiyorsanız, o zaman girmeye kalkışmayın' demiş olmaktadırlar.
Kavim söyleyen iki kişiyle tartışmıyor. Çünkü söyleyenlerin bir iddiası yoktur. Olayı ortaya koymuşlardır. İstişarede fikirlerini beyan etmişlerdir. Kavim ise sonunda kararını vermiştir; 'bizim gidip orada savaşmamız mümkün değildir, biz girmeyeceğiz!'
Medine döneminde Hudeybiye'de olduğu gibi peygamberler ile ümmetleri arasında da gerginlikler olmuştur. Hz. Musa döneminde, Samiri'den başlayarak, defalarca olmadık konularda Rabbine söyle böyle yapsın, şöyle yapsın diyorlar, Allah'la pazarlığa girişiyorlar.
Başkanla kavmi arasında böyle gerginlikler olur. Bucak başkanı bucağını yönetirken kavmi başkanın yaptığını istemez, direnirler. Azim sahibi olan başkanlar önce şeriata aykırı olmayan konularda halkın dediğini yapar ama genel olarak direnir ve gerekeni yaparlar.
Her topluluğun nüfuzlu kişileri vardır. Genel olarak bunlar çıkarcıdırlar; ya paraları vardır ya silahları vardır ya ilimleri vardır yahut cemaatleri yani grupları vardır. Halk onlardan çekinir, onların sözlerini dinler. Başkana bunlar karşı çıkarlar. Halk da susar, onlardan çekinir. Ne var ki gruplar başkana karşı birleşip onu indiremezler çünkü kendi aralarında bir değildirler. Dolayısıyla halkın desteklediği bir başkan daima güçlüdür, ona karşı o etkin kimselerin yapabilecekleri bir şey yoktur. O sebepledir ki başkan doğru ne ise onu yapar.
Ne var ki halkın ne yapacağını da bilmeleri gerekir. Halkın gücü yetmiyorsa öyle bir şey istememelidirler. Nüfuzlu kişilerin değil de halkın doğrudan arzusu ise onun için önce halkın bu yanlış isteklerini değiştireceksiniz, sonra değişiklik yapacaksınız.
Cumhuriyet dönemindeki bazı inkılâpların tutmaması bundan dolayıdır. Bütün baskılara rağmen halk daima dindar kalmıştır. Bu durum Sovyetler'de de böyleydi. Beş milyon nüfuslu Kırgızistan'da on sene geçmeden 2000 cami açılmıştır. Bu camiler devlet parası ile değil, halkın isteği ve desteği ile açılmıştır. Rusya'da kilise eski etkinliğini yeniden hemen elde etmiştir. 70 yıllık komünizm saldırılar kiliseleri çökertememiştir.
"İnnâ len nedhulehâ ebeden / Biz oraya ebediyen asla girmeyeceğiz" (Maide 24)

26