'Sosyal Tufan' ülkemizi ve dünyayı sarmış durumda, çare ve çözüm bu yazılarda... Önceki yazılarla birlikte okunmasını tavsiye ederek kaldığımız yerden devam...
Hazreti Muhammed aleyhisselam da buna (yani bundan önceki yazıda anlatılanlara) benzer bir iş yapmış, tüm müminleri Mekke'den Medine'ye götürmüştür. Mekke ticaret merkezi idi, Kureyşliler ticareti biliyordu. Medine ise Arabistan'ın tarım bölgesiydi. Mekkeli müminlerin oralarda toprakları yoktu ama hicret ettiler.
Anadolu'muz boşalmıştır. Topraklar bomboş. Biz Anadolu'nun bir kasabasına hicret edip ileri tarımcılığa başlasak Adil Düzen İslâm kentini çok kolay kurabiliriz.
Biz bunu yapabilir miyiz
Hazreti Musa kavmine işte bunu kabul ettirmek için onlara "oraya girin" diyor.
***
"Minelleziyne yehafûne / Havf edenlerden" (Maide 23)
Buradaki havf edenler Hazreti Musa'nın kavmidir. Biz oraya giremeyiz diyenlerdendirler. Bunlar havf etmiyorlar, kavim havf ediyor.
Burada önemli bir sosyal kanunu öğrenmiş oluyoruz. Havf eden kavmin içinde havf etmeyenler de olabilir. Yani kavim havf etmiş iken içindekilerin hepsi havf etmiş olmayabilir.
Havf edenlerin sayısı ne olmalıdır ki o kavme havf edenler diyelim Yani bizim bir topluluğa bir vasfı verebilmemiz için onların yüzde kaçının o vasfı taşıması gerekir
Batılılar ekseriyeti yani yüzde 51'i kabul ederler. Oysa bunun hiçbir önemi yoktur. Bir toplulukta yüzde doksanı karşı düşüncede olur ama topluluk başka türlü hareket eder. Hatta öyle durumlar olur ki toplulukta onu kimse istememiş olabilir ama toplulukta yine o görüş veya fikir hâkim olup durur.
Bunu şöyle izah edelim. Bir sokakta kalabalık kitle bir tarafa giderken birdenbire karşı tarafta bir tehlike görüldü. Kimse o tarafa gitmek istememektedir ama ona doğru hız alınmıştır. Herkes birden geri dönüp aksi istikamete gidemez. Herkes istemeye istemeye ilerlemeye devam eder. Felaket olur. Bunun gibi toplulukta bulunan bir kural herkes tarafından istenmez ama kimse bunu söylemez, davranışları istemeye istemeye o kurala uygun olur. O halde toplulukta sayı etkili değildir, topluluk hangi kurala göre hareket ederse kişi orada yer alır.
Evet, ayette sözü edilen bu iki kişi korkmamaktadır ama tek başlarına da kalkıp kapıdan girmemekte, onlarla beraber kalmaktadır. İşte bu sebepledir ki inkılâplar ancak silah zoru ve tehditle olmaktadır. Türkiye'deki inkılâplar böyle olmuştur. Kenan Evren yönetime el koydu, iktidarda olanlar da memnun oldu. Silah zoru ile inkılâp yapmamak ancak hicretle yani oradan hicret edip çöllerde (zor şartlarda) dolaşmakla mümkündür.

24