'Sosyal Tufan' ülkemizi ve dünyayı sarmış durumda...
çare ve çözüm önerilerimiz de bu yazılarda; uygulanmayı bekliyor...
Önceki yazılarla birlikte okunmasını tavsiye ederek kaldığımız yerden devam...
"Ve innâlennedhulehâhattâyahrucûminhâ / Onlar ondan huruc edene kadar biz asla duhul etmeyeceğiz." (Maide 22)
Duhul edin emri savaş emri olsaydı, o zaman bu ifadeye gerek yoktu.
Demek ki emredilen savaşla girme değil, hıtta deyip girmedir, selam verip girmedir, sıkıntılar içinde olunsa da girmedir.
Kavmi itiraz ediyor; biz girersek onlar orada olamazlar diyorlar.
Bugünkü İsrail'in durumu da buna benzerdir.
İsrail'deki Yahudiler tarım dönemi kalıntısı olarak toprak alıp Filistinlileri topraklarından etme çabaları içindedirler.
Hâlbuki İsrailliler fabrikalar kurar, işçilere büyük ücret verirlerdi, adil bir ekonomik düzeni, Tevrat düzenini uygulayabilirlerdi.
Filistinliler de canı gönülden o fabrikalarda iş yaparlardı.
İsrail'deki Yahudiler de dünyanın ticaretini ele alır, gerçekten arz-ı mukaddese yakışır bir adil düzen kurabilir, dünyaya örnek olabilirlerdi.
Nitekim Osmanlılar Viyanalara kadar o sayede yani bunu yaptıkları için gittiler.
Ama ABD'deki sömürü sermayesi sahibi Yahudiler bunu istemiyor, İsrail'in ve Filistin'in gelişmesini istemiyor, İsrail'i ateşler içinde yaşatıyor ve bu durum orada yaşayan hem Müslümanlara hem de Yahudilere zulüm oluyor.
***
"İn yahrucûminhâfeinnâdahilûne / Onlar oradan huruc ederlerse o zaman biz dâhil oluruz." (Maide 22)
İnsanlar başkalarını kovup kendilerinin oturmasını isterler.
Oysa İslâmiyet'in yani İslam düzeninin emrettiği bir arada olmaktır.
İktidardakileri indirip ben çıkayım demek şeytan işidir.
Birlikte yönetelim demek insani bir öneridir.
Bu sebepledir ki biz daima -Hazreti Peygamber'in Medine'de yaptığı gibi- millî koalisyon (yani millî mutabakat hükümeti) taraftarı olmuşuzdur.
Allah doğrudan, direkt ve tek başına iktidarı Prof. Dr. Necmettin Erbakan'a nasip etmedi ama o hem MSP hem de RP dönemlerinde koalisyonlarla çok başarılı uygulamalar yaptı.

24