Yazar, İsrail oğullarının çölde göçebe aşiret olarak başlayıp merkezi devlet modeli geliştirerek insanlığın tüm medeniyetine temel attığını savunuyor. Bu iddiayı tarihsel bir zorunluluk olarak sunuyor çünkü ona göre yeni bir uygarlık kurabilmek için özel eğitim almış on kişilik bir çekirdek gerekir. Ancak yazarın İbrahim'in oğlundan Brahmanizm'in kurulduğu veya antik devlet sistemleri arasındaki bu ayrıntılı paralelliğin ne kadar objektif olduğu sorgulanabilir mi?
'Sosyal Tufan' ülkemizi ve dünyayı sarmış durumda, çare ve çözüm bu yazılarda... Önceki yazılarla birlikte okunmasını tavsiye ederek kaldığımız yerden devam...
Milattan önce 2000 yıllarında Hazreti İbrahim gelmiş, Mezopotamya uygarlığını beşerileştirmekle görevli kılınmıştı. Dört oğlunu doğuya göndermiş, onlar orada Brahmanizm'i kurmuşlardı. Brahmanlarda da seçkinler sınıfı vardı. Sonra Yahudilerde Hazreti İsa gelip Tevrat'ı beşerileştirdiği gibi doğuda da Buda gelip bir kabile dini, bir kavim dini olan Brahmanizm'i beşerileştirmişti.
Hazreti İbrahim'in diğer iki oğlundan biri İsmail'dir, onu da Mekke'de bırakmıştı. Oğlu İshak'ı ise Filistin'de bırakmıştı. İshak'ın oğlu olan Yakup İsrail oğullarının atasıdır. Oğlu Yusuf ve 11 kardeşi Mısır'a gitmiş, orada merkezi devlet eğitimini almışlardı. Yusuf Suresi tefsirlerimizde izah ettiğimiz gibi bu küçük bir olay değildir. On ailelik bir aşiret özel eğitim almaz da yeni uygarlığa hazırlanmazsa yeni uygarlık kurulamaz. Havariler de on iki kişi idiler ama bugün dünyanın en kalabalık dinini oluşturuyorlar.
Akevler hâlâ başarısız ise bu on kişilik/ailelik aşireti oluşturamamış olmamızdandır. Çağımızın aşiretini de bu on kişilik özel eğitim almış kimseler kuracaklardır. Bunun temellerinin atılması için çalışılmaktadır. Henüz bu seviyede on aile olamadık.
İsrail oğulları Hz. Musa'nın önderliğinde yola çıkmış, Sina'ya gelerek önce göçebe bir kabile devletini kurmuşlardır. Bu devlet kırk yıl çölde dolaşmıştır. Çöl geniş bir sahadır. Deve sürüleriniz varsa onlarla dolaşıp durur tüm ihtiyaçlarınızı develerden sağlarsınız. Deve süt verir, yün verir, deri verir giyersiniz, keser etini yersiniz. En önemlisi, sırtına yük koyar, kendiniz de biner, haftalarca çölde dolaşabilirsiniz. Develerin hörgüçlerinde depoladığı sular vardır, onunla haftalarca dolaşabilir, hatta isterseniz depodan siz de su alıp içersiniz.
Aşiret olarak doğan İsrail oğulları çölde dolaşa dolaşa bağımsız kabile olma özelliğine ulaşmışlardır. Hz. Musa ölmeden önce Filistin'i Yuşa'ya göstermiş, siz buraya gireceksiniz demiştir. Sonra Yuşa mukaddes topraklara girmiş ve orada İbrani uygarlığını kurmuştur. Bu devlet şeriata dayalı ilk merkezi devlettir.
Şöyle ifade edelim; yerinden yönetimli merkezi devlettir.
Mezopotamya 'site devletlere' sahipti. Mısır 'merkezi devlete' sahipti. İbranilerin devleti ise 'yerinden yönetimli merkezi devlet' olmuştur. Yani bir taraftan siteler kendi varlıklarını koruyor ve bağımsızdırlar, diğer taraftan devlet vardır, gerek savunmada gerek ulaşımda merkezi devlet devreye girer. İsrail oğullarının kurduğu 'yerinden yönetimli devlet' sayesindedir ki Fenikeliler ve Yunanlılar dünyaya yayılıp siteler kurdular. Grek uygarlığı böyle doğdu. Roma ve Bizans Hıristiyanlık sayesinde varlığını sürdürmüştür. Bugünkü Batı uygarlığı da Yahudi-Hıristiyan ittifakının eseridir.

26