Kur'an'a göre devlet düzeni ve medeniyet - 179

Yazı, İsrail-Filistin çatışmasını dini metin analizi üzerinden ele alırken ABD'yi taraf olarak suçluyor; ancak bu karmaşık jeopolitik sorunu tek aktöre atfetmek gerçekçi midir?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, Kur'an ayetlerinin dilbilimsel analizinden hareketle İsrail oğullarının tarihsel görevlerini açıklamaya ve İsrael-Filistin sorununda çözüm yolunu Müslüman liderliğe bağlamaya çalışıyor. Ancak dini metinlerin modern jeopolitik çatışmaların çözümüne nasıl yol gösterebileceği sorusuz kalıyor.

'Sosyal Tufan' ülkemizi ve dünyayı sarmış durumda, çare ve çözüm bu yazılarda... Önceki yazılarla birlikte okunmasını tavsiye ederek kaldığımız yerden devam...

"Ya kavmi / Ey kavmim." (Maide 20)

"Ya" harfi hitabın tevcihi içindir ama tahsis için değildir. Başkaları da dinler, onlar da yararlanabilirler. Hz. Musa İsrail oğullarına gelen bir resuldür, Tevrat da onlara nazil olmuştur ama onun peygamberliğinden ve kitabından diğer insanlar da yararlanabilirler. Nitekim Kıbrıslı Zenon Tevrat'ı laikleştirerek Stoa ekolünü kurdu. Sonra Romalılar bunları 12 levha kanunları diye tedrise başladılar. Roma devleti bunu benimsedi ve büyük imparatorluk oluşturdu.

Hz. İsa geldi, Tevrat hükümlerini beşerileştirdi, böylece Tevrat tüm insanlığın resmi şeriatı oldu. Hz. Muhammed ise başkan olarak Arapların başkanı olmuştu ama tüm insanlığa gönderilmiştir ve Kur'an tüm insanlığın kitabıdır. İnsanlığın ilim dili Arapçadır, Kur'an dilidir.

"Kavim" kelimesinin sonunda olan "kesre" "ya"dan dönüşmüştür. Hitaplarda eğer hitabı uzaktakilere yapmıyorsan kısa yaparsın; "Fatma" yerine "Fato" demiş olmamız gibi.

İsrail oğulları örnek kavimdir. Ana dilleri İbranicedir. Bir ara İbraniceyi unuttular ama sonra Arapçanın da yardımı ile İbraniceyi dirilttiler. Uzun zaman devletleri olmamıştır. Şimdi de devlet kurmaya çalışıyorlar ama kuramıyorlar. Bunun müsebbibi yine kendileridir. ABD Yahudileri İsrail'deki Yahudilerin gelişip hâkim olmamaları için her iki tarafı yani Yahudileri ve Filistinlileri silahlandırıp durmadan savaştırmaktadırlar. Bunun için hem İslâm âlemine hem Müslümanlara hem de kendilerine dünyayı cehennem ediyorlar. Bu kavim Filistin topraklarının bir kısmında var olacak ama kendi devletlerini kuramayacaklar. Kur'an ehli -belki de barışsever Hristiyanlarla beraber- o topraklara girip güveni sağlayacak ve Filistin'i her iki taraf için tekrar 'barış yurdu' yapacaklardır.

"Üzkürûni'metellahi aleyküm / Allah'ın üzerinizdeki nimetini zikredin." (Maide 20)

Hz. Musa aleyhisselâm kavmine "zikredin/anın" diyor.

"Zikretmek" ne demektir

Türkçedeki anmak anlamındadır. Ne var ki anmak sadece dil ile olduğu halde, Kur'an namaza "zikir" demektedir. Zikir, görevi hatırlayıp da yapmak demektir. Yani gereğini yapınız demiş olmaktadır. Bu sözü ne zaman söylemektedir Kavim nasıl zikredecektir Her biri ayrı mı zikredecektir yoksa topluca mı zikredilecektir Topluca zikir nasıl olacaktır

Burada mücmel emir verilmiştir. Önce birileri anlatacak diğerleri dinleyecektir. Böylece topluca zikir yapılmış olur. Fiilde de herkes kendisine düşen görevi yapacaktır. Başkanın önderliğinde işler yapılacaktır. Her nimetin bir külfeti vardır.