Yazar, İslâm medeniyetinin hukuki ve idari örgütlenme sistemini çağdaş dünyaya uygulanabilir bularak, bu yapıdan kopuşun ülkemizin sorunlarının kaynağı olduğunu savunuyor. Kamu hukuku, ceza sistemi ve savunma örgütlenmesi konusundaki klasik yapıyı günümüz devlet pratiğiyle karşılaştırarak, Kürtçe eğitim ve Kur'an dersleri taleplerinin çatışmasını bu eksiklikle bağlamaya çalışıyor. Peki, 1400 yıllık bir sistemi modern ulus-devlet mantığıyla yeniden kurmak gerçekçi midir?
'Sosyal Tufan' ülkemizi ve dünyayı sarmış durumda, çare ve çözüm bu yazılarda... Önceki yazılarla birlikte okunmasını tavsiye ederek kaldığımız yerden devam...
Kişi, aşiret/ocak, kabile/bucak, şa'b/il, kavm/ülke ve nâs/insanlık.
Bunların görevleri nelerdir
Önce "aşiret/ocak" kelimesinin manasıyla biliyoruz ki birlikte yaşayan en küçük topluluktur. Bunlar beş vakit namazı birlikte kılarlar.
"Kabile" her gün birbirleriyle karşılaşan kimselerden oluşur. Bunlar birlikte çalışırlar. Kendilerinin kamu hukuku vardır, hakemleri vardır. Yönetimleri tamamen bağımsızdır. Tek merkezli kanun sistemi yoktur. Özel hukukta fıkıh mezhepleri vardır. İsteyen istediği hukuku benimser, bir hukuk uygulanmaz. Nizalarda herkes kendi hukuku ile ilzam olunur. Yani ispat külfeti kime ait değilse onun hukuku uygulanır.
Bugün bu sistemi bütün dünya kabul etmiştir. Bir Türk ile bir Fransız mukavele yaptığı zaman, mukavelenin altında 'Bu mukavelede geçmeyen hususlarda Fransız hukuku uygulanır' derseniz, o uygulanır. İslâmiyet'ten aldıkları sözleşme serbestliğini artık tüm dünya kabul etmiştir. Kamu hukukunda ise esas suçun işlendiği bucağın hukuku geçerlidir.
Her bucak kendi ceza hukukunu kendisi hazırlar ve uygular. İnfaz ise kişinin bulunduğu bucakta yapılır. Bir katil bucağını terk edip ilçesi dışında bir yere kaçsa, gittiği yerin bucağı da diyetini ödese, kısas diyete dönüşmüş olur.
Görülüyor ki İslâmiyet'te ölüm cezası sadece kısasta vardır. Yani öldüren öldürülür. Başka ölüm cezası yoktur. Kısasta şöyle bir durum da vardır, bir daha o ilçeye gelmemek şartı ile affedilmemiş olsa bile kısas uygulanmaz.
İlin yani "şa'b"ın görevi hakemlerin bucaklarda verdikleri kararlara uymayanları bertaraf etmek yani iç güvenliği sağlamaktır. Mali suçlarda kişinin borçlanma ehliyeti elinden alınır, mallarına dokunulmaz. Bedeni suçlarda kısas vardır. Affedilirse diyete dönüşür, affedilmezse kısas yapılır. Kısas bucakta yapılır ama o bucak kısası kabul etmiyorsa o zaman o bucağın kendi cezası uygulanır.
Ülke yani "kavm/kavim" ise savunma kuruluşudur. Dış güvenliği sağlar. Kavm mukavim yani direnen anlamına gelir.
İnsanlığın görevi ise uygarlaşmadır.
İnsanlığın ve bucakların güvenlik güçleri yoktur.
"Kavm/kavim" kelimesi özel olarak 30 milyonla 100 milyon arasında nüfusu olan ve devleti kuracak dilleri bilenlerden oluşan bir topluluktur. Yerel diller vardır ancak halkın hepsi bölge merkezlerinde ulusal dili bilir ve onunla anlaşır.

18