Kur'an'a göre devlet düzeni ve medeniyet

'SosYO-EKONOMİK Tufan' ülkemizi ve dünyayı sarmış durumda...

çare ve çözüm önerilerimiz bu yazılarda; uygulanmayı bekliyor...

Önceki yazılarla birlikte okunmasını da tavsiye ederek devam...

***

Bucak semtlerin merkez aşiretini doğrudan elinde bulundurur ama taşra aşiretlere yani apartmandaki katlara karışamaz. Katların içinde cereyan eden olaylardan aşiret başkanı sorumludur. Aşiret/ocak başkanının da tam yetkisi vardır; istediğinin aşirete girmesine izin verir, istediğini de sürebilir. Yani bir aşirette/ocakta oturanlar başkanlarının mutlak emirleri içindedirler; şu da var ki, her zaman aşiretlerinden ayrılabilirler.

Hukuk düzeni içinde iç güvenliği sağlama yetkisi bucak başkanına aittir. Bucak başkanı aşireti/ocağı istediği zaman dağıtabilir, istediği kimseleri bucak dışına sürebilir. Bu sürme suçlu olma anlamında değildir, bucak güvenliği için onun dışarıda olması gerekir. Eğer bucak başkanı aşiret/ocak başkanı da olsa bucak dışına sürmüşse ve bunu ilçe yönetimine tescil ettirmişse, artık sürülen kimse o bucağa giremez. Girerse kanı heder olur. Bucak başkanının sürdüğü kimse bucak başkanı tarafından affedilebilir. Bucak başkanının sürdüğü kimsenin canı dışarıda güvencededir.

Bir kimse katil olmuş ve hakemlerce kısasa mahkûm edilmiştir. O kimse teslim olursa ve sehpaya gelirse asılır; gelmezse irtidat etmiş olur, kanı hederdir. Demek ki kırda/dağda olanlar için gerekli olan güvenlikli yere gelip tevbe ettiklerini beyan etmeleridir. Kentte oturanlar için af ise sürülmeyi kabul etmeleridir. Demek ki burada yani bu ayette bir kelime geçmektedir, o da "takdirû" diyor.

Şimdi bunu tanımlamak kime düşer, ne zaman biz onlara kadir sayılırız

İşte bu içtihattır. Ben başka türlü tanımlarım, siz başka türlü tanımlarsınız. Benim içtihatlarım benim bucağımda, sizin içtihatlarınız sizin bucakta geçerli olur.

tanımları şöyle yapıyoruz

a) "Fitne" hakemleri tanımamak ve yurt dışında cephe kurarak silahla saldırmadır. "Fesat" ise yurt dışına çıkmayıp ülke içinde suçsuz insanlara saldırarak tedhiş yaratmadır. Birinde tenkil vardır, af yoktur. Diğerinde savaş vardır. Hakem kararı toptan alınır ve silahla saldırılır, karşı cephede kim varsa öldürülür.

b) "Kadir olmak" demek, kent dışında güvenli olmayan yerlerde yakalarsak biz ona kadir olmuş oluruz demektir. Kent içinde hakem kararlarını kabul ettiğini beyan eden kimsenin biz ona kadir olmadan tevbe etmesidir. Kent içinde fiil mahkemece sabit olursa kısas hükümleri uygulanır, yoksa sürülür.