Sigorta, modern dünyanın en önemli finansal araçlarından biridir. Mantığı son derece basittir: İnsanlar ve şirketler karşılaşabilecekleri riskleri belirli bir bedel karşılığında sigorta şirketlerine devreder. Yani risk satılır, güven satın alınır.
Ancak ne yazık ki Türkiye'de sigorta sektörü son yıllarda bu asli işlevinden uzaklaşarak bambaşka bir noktaya sürüklendi. Özellikle son 10 yılda sigorta, vatandaşın korunma aracı olmaktan çıkıp birçok kurum için yüksek kâr kapısına dönüştü.
İşin en vahim tarafı ise bu dönüşümün başını bankaların çekmiş olması.
Bankalar yıllardır gerek kendi iştirakleri olan sigorta şirketlerinin gerekse anlaşmalı oldukları firmaların poliçelerini müşterilere satıyor. Burada sorun sigorta satılması değil. Sorun, satılan ürünlerin önemli bir bölümünün müşterinin gerçek ihtiyacından çok, kurumların kâr hedeflerine hizmet etmesi.
Üstelik bu satışlar çoğu zaman gönüllülük esasına göre değil, baskı ve hedef sistemiyle yapılıyor.
Bir düşünün...
Üniversite okumuş, sınavlardan geçmiş, eğitim almış bir bankacı olarak işe giriyorsunuz. Finansman, kredi, yatırım ve müşteri ilişkileri konusunda uzmanlaşmanız bekleniyor. Ancak günün sonunda performansınız, sattığınız sigorta poliçesi sayısıyla ölçülüyor.
Sigorta hedefini tutturamazsanız performans puanınız düşüyor.
Performans puanınız düşünce terfi şansınız azalıyor.
Bir süre sonra da işiniz tehlikeye giriyor.
Yani bankacılık yapmak için işe alınan insanlar, fiilen sigorta pazarlamacısına dönüştürülüyor.
Neden
ünkü sigortada kâr marjı yüksek.
Özellikle kredi hacimlerinin daraldığı, bankaların kredi vermekte zorlandığı bugünlerde sigorta hedeflerinin yeniden artırılması tesadüf değil. Kredi gelirleri azalınca gözler yeniden sigorta satışlarına çevriliyor.
Sektörde çalışanların anlattıkları ise akıl sınırlarını zorluyor.
Bazı şubelerde verilen sigorta hedefleri artık gerçekçilikten tamamen uzaklaşmış durumda. alışanlar bu hedeflere isyan ediyor ancak seslerini duyan yok.
Tam anlamıyla bir Vahşi Batı düzeni.
Üstelik sorun artık sadece bankalarla sınırlı değil.
Sigorta ahlaksızlığı toplumun her alanına yayılmış durumda.
Teknoloji marketlerine gidiyorsunuz. Telefon, bilgisayar ya da televizyon almak istiyorsunuz. Daha kasaya ulaşmadan karşınıza ek garanti, ekran koruma, cihaz koruma, uzatılmış güvence ve benzeri isimler altında sigorta benzeri ürünler çıkarılıyor.
Bazı mağazalar hakkında tüketicilerin yaptığı şikâyetlere baktığınızda tablo ürkütücü. İnsanlar kandırıldıklarını, eksik bilgilendirildiklerini ya da yoğun baskı altında poliçe yaptırmak zorunda bırakıldıklarını anlatıyor.
Otomotiv sektöründe durum daha mı farklı
Hayır.
Araç almak için bayiye gidiyorsunuz. Bir bakıyorsunuz bayi artık sadece araç satmıyor. Aynı zamanda sigorta acentesi gibi çalışıyor.

33