Devlet köşe bucak dolar ararken, bizim sermaye neden bavulunu topluyor

Özetle: Türkiye bir yandan yabancı yatırımcı gelsin diye kapı kapı gezerken, diğer yandan kendi öz sermayesinin sessizce yurt dışına akışını izliyor. Bu sadece bir ekonomi haberi değil; bir güven hikâyesi.

Türkiye ekonomisinin bugünkü fotoğrafını çekmek için sayfalarca grafik incelemeye gerek yok. Şu tuhaf çelişki her şeyi anlatıyor: Ekonomi yönetimi ülkeye tek bir dolar çekebilmek için dünyayı turlarken, yerli dev şirketlerimiz milyarlarca dolarlık yatırımlarını başka ülkelerin toprağına ekiyor.

Bu durum, basit bir "iş genişletme" hamlesi değil; aslında çok derin bir sinyal.

Masadaki Somut Örnek: Tosyalı Holding

Gelin, hepimizin bildiği bir isim üzerinden konuşalım. Fuat Tosyalı; sadece büyük bir sanayici değil, aynı zamanda Türkiye Varlık Fonu ve TOGG'un yönetiminde olan, yani devletin ekonomi çarklarının tam merkezinde duran bir isim.

Ancak bakıyoruz; Tosyalı Holding Cezayir'de 2,5 milyar dolarlık dev bir yatırım daha açıklıyor. Sadece Cezayir de değil; Libya'dan Senegal'e, Angola'dan İspanya'ya kadar uzanan devasa bir üretim ağı kuruluyor.

Şimdi kendimize şu dürüst soruyu sormamız lazım: Devlet, dışarıdan sermaye bulmak için binbir takla atarken, sistemin en içindeki isimler neden yatırımlarını dışarıya yönlendiriyor

Sermayenin Dili "Matematik", Kalbi "Güven"dir.

İş dünyasını "ideolojik davranmıyor" diye eleştiremeyiz. Sermaye, su gibidir; en az direnç gördüğü ve en güvenli hissettiği yere akar. Bir iş insanı eğer:

Yarın döviz kurunun ne olacağını kestiremiyorsa, Maliyetleri hesaplarken sürekli "acaba" diyorsa, Hukuki ve kurumsal bir belirsizlik hissediyorsa,

O bavul eninde sonunda toplanır. Bu bir tercih değil, hayatta kalma içgüdüsüdür.

Basit Bir Esnaf Hesabı Yapalım

Bir sanayici yıl başında 1 Euro'ya satmayı planladığı bir ürün için 0,50 Euro maliyet hesaplıyor. Kâğıt üzerinde kâr şahane. Ancak yıl içinde zamlar, enerji maliyetleri ve baskılanan kur derken o maliyet 1 Euro'ya çıkıyor. Kâr sıfırlandığında, elinde iki seçenek kalıyor: ya Türkiye'de bu belirsizlikle boğuşmaya devam etmek ya da kuralları net olan, önünü görebileceği bir ülkede üretmek.