Bankadaki son nefese de limit geldi

Türkiye'de ekonomi yönetimi her enflasyon yükseldiğinde dönüp dolaşıp aynı kapıya geliyor: Dar gelirlinin cebine. ünkü en kolay hedef o. Sesi en az çıkan, örgütsüz olan, ay sonunu getirmek için zaten nefes nefese yaşayan milyonlarca insan...

Şimdi yine aynı sahneyi izliyoruz.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası ve BDDK, kredi büyümesini frenlemek için yeni sıkılaştırma adımları attı. İhtiyaç kredilerinde büyüme sınırı düşürüldü, taşıt kredileri kısıldı, kredili mevduat hesaplarında yani halkın "ek hesap" dediği can simidinde büyüme limiti yüzde 2'den yüzde 1'e çekildi.

Kağıt üzerinde bakınca teknik bir düzenleme gibi görünüyor.

Ama sokağa çıkınca bunun anlamı çok başka.

ünkü bu ülkede milyonlarca insan kredili mevduat hesabını lüks için kullanmıyor. Kimse keyfinden gidip aylık yüzde 4,25 faizle ek hesaba yüklenmez. Bu faiz oranı yıllığa vurulduğunda neredeyse tefeci düzenine dönüşmüş durumda. İnsanlar bu parayla tatil almıyor, yatırım yapmıyor, araba değiştirmiyor.

Elektrik faturasını ödüyor.

Doğalgazı kesilmesin diye kullanıyor.

ocuğun okul masrafını çıkarıyor.

Market arabasını biraz olsun doldurabiliyor.

Ayın son haftasında evine ekmek götürebilmek için o hesaba sarılıyor.

Yani kredili mevduat hesabı artık bir finansal ürün değil, yaşam destek ünitesine dönüşmüş durumda.

Şimdi BDDK çıkıp diyor ki:
"Bu musluğu biraz daha kısacağız."

Peki soralım:
Enflasyonu gerçekten kim körüklüyor

27 bin lira maaş alan asgari ücretli mi

81 bin lira maaş alan polis mi

120 bin lira maaş alan profesör mü

20 bin lira emekli maaşıyla yaşam savaşı veren yaşlılar mı

Yoksa yüzde 45-50 faizle parasını mevduata koyup, aylık faiz geliriyle hayat süren rant ekonomisinin kazananları mı

Bugün Türkiye'de ücretli kesim enflasyonun sebebi değil, mağduru.

Ama uygulanan politikalara baktığınızda sanki ülkenin bütün ekonomik sorumlusu maaşlı çalışanlarmış gibi davranılıyor.