Türkiye'de vatandaşın günlük hayatını kolaylaştıracak hiçbir düzenleme yapılmıyor.
Aksine, her yeni adım vatandaşı daha da zora sokuyor. Son örnek, yurt dışından getirilen ürünlere uygulanan €27'lik muafiyetin bile kaldırılmak istenmesi.
Evet, yanlış duymadınız. €27'lik bir ürüne dahi tahammül edemiyorlar.
Zaten bugüne kadar sınır kademe kademe aşağıya çekildi: €150'ydi, 100'e düşürüldü, sonra 50'ye, 30'a derken en sonunda €27'ye indirildi. Şimdi de "bunu da kaldıralım" diyorlar.
Oysa vatandaş, çocuğuna bir oyuncak, kendine basit bir kalem ya da günlük ihtiyacını giderecek küçük bir ürünü alıyor.
Zaten sıfır vergiyle gelmiyor; üzerine %50'ye varan ek vergi ödüyor. Yetmedi, bir de gümrük prosedürleri, noter masrafları, aracı şirketlerle uğraşmak zorunda bırakılıyor.
Bu uygulamalar vatandaşı değil, kaçakçıyı güçlendiriyor.
Cep telefonunda yaşanan tablo ortada. Yurt dışından getirilen cihazların kayıt süresi önce 7 yıldan 5'e, sonra 2'ye, en sonunda 1 yıla indirildi.
Bugün Türkiye'de kaçak cep telefonları patlama yapmış durumda. Irak'tan getirilen cihazların IMEI numarası değiştiriliyor, kayıt dışı telefonlar piyasada elden ele dolaşıyor.
Son açıklanan rakamlar da çarpıcı: İlk 3 ayda Türkiye'de yalnızca 912 bin Apple ürünü satılmış. 85 milyonluk bir ülkede bu rakam devede kulak.