Modernliğin Kıymet Krizi
Mahir Ünal Bey'in 'Bronz Süvari'sinde dikkat çektiği üzere, modern çağda "yeni" olan "ileri", "ileri" olan ise "kıymetli" sayılıyor. Oysa gerçek değer, yenilikle ölçülmez. İnsanlık, tarihi eser mahiyetindeki bronz bir süvari heykelciğini iki plastik leğene değişen bir çerçi gibi; hakikati, iradesini ve şahsiyetini dijital dünyanın anlık parıltılarına feda ediyor. Modernite, insanı kendi hayatının efendisi yani bir 'özne/birey' olarak yücelttiği vaadiyle yola çıkmıştı. Ancak bugün gelinen noktada, insanı kendi çıkarları doğrultusunda şekillendirilmesi gereken bir 'işletme nesnesine' dönüştürmüş durumda. Performans hırsı ve dijital takibin bu yeni döneminde insan; artık düşünen bir varlık değil, sürekli izlenen bir figür; kendi kararını veren değil, davranışları önceden tahmin edilen bir denek; şahsiyet sahibi değil, verilerden ibaret bir rakam haline getiriliyor. Artık mesele görünürdeki gündemlerin ötesinde; ekranlarımızın arkasında sessizce çalışan ve küresel bir rant sistemine dayalı teknolojinin, biz fark etmeden bir "tercih tuzağı" kurmasıdır. Küresel sisteme yön veren odaklar, dijital mecralar üzerinden insanlığı yine biz farkına varmadan yeni çağın köleleri olarak programlıyor.
İradeyi Yeniden Kazanmak
Dijital devlerin "dikkat ekonomisi" dediği şey, aslında bir irade gaspıdır. X kişisinin paylaştığı içerikleri bildirimlerle önünüze sürerek sürekli dopamin salgısı tetikleyen bu mekanizma, sizi ekranda tutar. Böylece insanı sabır ve derinleşme gerektiren faaliyetlerden uzaklaştırarak anlık haz döngüsüne hapseder. Oysa aile bağları, sabır ve fedakârlık üzerine kuruludur. İşte 12-13 Haziran 2026'da İstanbul'da düzenlenecek olan "Dijital Anafor – Ekran Bağımsızlığı Zirvesi", tam da bu "anlık haz" kültürüne karşı iradeli bir duruş inşa etme çabası.
İstiklalin ve İstikbalin Nöbeti
İstanbul Aile Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı

31