Yazar, Türkiye'nin İsrail'in Ortadoğu'da bölgesel çatışmaları körüklemek için tasarlanan stratejisine karşı proaktif bir dış politika yürütüyor olduğunu savunmaktadır. Bu iddiayı, Türkiye'nin Somali, Sudan, Libya gibi Afrika operasyonlarından ABD-İran gerilimini yönetmeye kadar çok geniş bir alanda meşru hükümetleri desteklemesi üzerinden temellendirmektedir. Ancak bu analiz, Türkiye'nin söz konusu bölgelerdeki askeri müdahalelerinin sadece İsrail'i engelleme amacıyla mı yapıldığını, yoksa başka stratejik ve ekonomik çıkarların da rol oynadığını sorgulamaya açık mıdır?
İsrail Planı'na Vurulan Darbe
İsrail'in bu krizdeki asıl hesabı; ABD-İran gerilimini fırsat bilerek Arap dünyası ile İran arasında nesiller boyu sürecek bir savaş çıkarmaktı. İsrail Dışişleri Bakanlığı yetkilisi Oded Yinon tarafından 1982'de kaleme alınan planın özü tam olarak şuydu: Arap dünyasını "kâğıttan bir kule" gibi görüp; bölge devletlerini etnik ve mezhepsel fay hatları (Sünni-Şii, Arap-Kürt) üzerinden parçalayarak "Büyük İsrail" ülküsünü garanti altına almak. Planın öncelikli hedefinde Irak, Suriye, Lübnan, Mısır, Sudan ve Libya varken; Arap dışı aktörler olarak İran ve Türkiye de bu istikrarsızlaştırma stratejisinin parçası olarak görülüyordu.
Türkiye, Arap ülkeleriyle kurduğu yoğun kriz diplomasisiyle, İsrail'in planladığı bu tehlikeli çatışma senaryosunu bozarak İran ile Arap dünyası arasındaki muhtemel bir çarpışmayı önledi. Ankara, sadece bir tarafı değil, bölgenin bütününü hedef alan bu oyuna karşı stratejik bir bariyer kurdu. O karanlık planda kurgulandığı gibi, İran ile savaşa sürüklenmek ve emperyal bir ateşe atılmak istenen bölge Kürtlerini de bu kanlı maceradan korumak için hayati temaslar yürüttü. ABD bölgeden çekildiğinde kan üzerine ekilen düşmanlıkların bölge halklarına nasıl ağır bedeller ödeteceği aşikârdı. Türkiye, bölge halklarının birbirine kırdırılmasını engelleyerek parçalanma senaryolarının önüne geçti.
Kırılan Koltuk Değnekleri
Türkiye'nin, İsrail'in küresel hegemonyasına karşı yürüttüğü mücadeleyi sadece Filistin veya Lübnan ölçeğine sıkıştırmak stratejik bir miyopluk olur. Türkiye, aslında İsrail'in küresel ölçekte dayandığı koltuk değneklerini tek tek çekip alıyor.
Bunun en net cephesi Afrika'dır. Afrika Boynuzu'nda İsrail, ayrılıkçı Somaliland üzerinden jeopolitik bir üs kurma hesapları yaparken; Türkiye, meşru Somali hükümetinin yanında kaya gibi durarak bu emperyal planı çökertiyor. Aynı şekilde Sudan'da, İsrail/BAE ikilisinin desteklediği isyancı güçlerin ülkeyi kan gölüne çevirme girişimlerine karşı Türkiye yine meşru hükümetin safında yer aldı. Libya'da sahada alınan inisiyatif de bu proaktif vizyonun bir diğer açık göstergesidir. İsrail'in Türkiye öfkesini şimdi daha iyi anlıyor olmalıyız. Arz-ı Mev'ud hesabının dayanacağı tüm bölgesel ayakları Türkiye tek tek çökertiyor.

20