Mevzu bizim oğlan!

Üstelik bu seçici seküler tahammülsüzlük sadece sahnelerle de sınırlı kalmıyor. Kucaklaşma söylemleriyle çıkılan yollarda çarşaflı bir kadının seçim otobüsünden apar topar indirilmesinde ya da özgürlükçülük iddiasıyla sahil kıyısında dinlenen başörtülü hanımlara "buralara gelmeyin" diye saldıran sözde modernist muhitlerin katı ve dışlayıcı tutumunda da kendini ele veriyor. Üstad Necip Fazıl'ın bir dönemin inanan insanları için kurduğu "Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya!" cümlesinin o buruk ağırlığını bugün hâlâ bu topraklarda yaşayanlara hissettirme gayreti beyhudedir.

Büyük Arif Niyazi Mısri'nin asırlar öncesinden bu hali özetler gibi:

Her arife bir söz yeter, her kamile bir göz yeter,

Kutsalı hafife alanın, akıbeti pek tez biter.

Mizah kılıfı giydirip, dokunma dinin aslına,