Kutsal ittifak çöküyor mu

"Son üç ayda vatanınızı koruyan silahların üçte ikisi Amerikan vergi mükelleflerinin parasıyla ödendi. Uyanın ve gerçekleri görün: 9 milyonluk bir ülkesiniz, karşılaştığınız her güvenlik sorununu sadece insanları öldürerek çözemezsiniz!"

Bu, İsrail'in suratında patlayan bir tokattır. Washington, Tel Aviv'e açıkça şunu söylemektedir: Gücünüz kiralık, kibriniz ise sürdürülemez.

Peki bu tokat ne anlama geliyor ABD artık İsrail'in maksimalist hedefleri uğruna kendi küresel hegemonyasını zayıflatmaya ve yeni bir "Büyük Buhran" riskiyle yüzleşmeye niyetli değil. Çin ile Pasifik'te devasa bir güç mücadelesi yaşayan ABD için, Orta Doğu'da şımarık bir çocuğun bitmek bilmeyen kaprislerini finanse etme dönemi kapanıyor. İşin bir diğer boyutu da Tel Aviv merkezli politikaların Trump'a Amerikan seçmeni nezdinde yaşattığı ağır kayıplar. Artık vergi mükellefi Amerikalılar, kendi alın terlerinin sınır ötesi serüvenlere akmasına hiç de sıcak bakmıyor.

Müttefiklikten Casusluğa

Bu siyasi ve sosyolojik kopuşun, bir de güvenlik bürokrasisine yansıyan yüzü var. Bugüne kadar istihbarat havuzunu ortak kullanan iki devlet arasında artık eşi benzeri görülmemiş bir "karşı casusluk" krizi yaşanıyor. Pentagon'a bağlı Savunma İstihbarat Teşkilatı'nın (DIA), İsrail'e yönelik tehdit değerlendirmesini en yüksek seviye olan "kritik" aşamasına çıkarması sıradan bir prosedür değişikliği olarak okunamaz. ABD, bizzat kendi Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve Pentagon yetkililerinin Tel Aviv tarafından siber araçlarla dinlendiğini, müzakere stratejilerinin çalınmaya çalışıldığını fark etti. Washington'ın kapalı kapıları ardında İsrail, artık sırdaş bir ortak değil; Amerikan askeri planlarını kendi çıkarları için manipüle etmeye çalışan ve acilen tedbir alınması gereken bir "güvenlik açığı" olarak kodlanıyor.

Siyonist Ağın İç Savaşı

Üstelik bu derin güvensizlik sarmalı sadece devletler arası düzlemde kalmıyor; küresel Siyonist ağın kendi içinde de adeta bir iç savaşı tetikliyor. Öyle ki; Trump'ın damadı, çekirdek kadrosunun kilit ismi ve bugüne dek İsrail'in en büyük savunucularından biri olan Jared Kushner bile, Tel Aviv'deki aşırı sağcılar tarafından 'Yahudiliğini Katar parasına satmakla'suçlanabiliyor.

Kendi fanatizmine esir düşen Netanyahu yönetimi, değişen dünya dinamiklerini okuyamıyor. Karşılarında küresel meselelere tamamen maliyet-fayda ekseninde bakan ve İsrail Başbakanı'na ulu orta ayar veren yeni bir Amerikan liderlik tarzı var. Eski ezberlerle, lobi faaliyetleriyle veya"Bizi otobüsün altına atıyorsunuz" hezeyanlarıyla mesafe alamayınca daha da hırçınlaşıyorlar. Avrupa'daki müttefiklerini küstüren, küresel kamuoyunda