İsrail Türkiye'den Neden Rahatsız
İşte tam bu noktada, 15 maddelik Gazze yol haritasının en kritik başlığı olan Uluslararası Doğrulama Komitesi (IVC) ve Türkiye'nin gözlemci veya garantör sıfatı önümüze çıkıyor.
Hamas'ın silah teslimi ve idari devri ancak Türkiye, Mısır ve Katar gibi güvenilir bölgesel aktörlerin denetiminde kabul edebileceğini beyan etmesi, Tel Aviv'de ciddi bir panik yaratmış durumda. Netanyahu hükümetinin ABD nezdinde Türkiye ve Katar'a veto koyma çabası, İsrail'in asıl karın ağrısını özetliyor.
İsrail, Gazze'de uluslararası toplumun gözünü boyayacağı ve sahadaki ihlallerini kolayca örtebileceği bir vesayet düzeni hayal ediyordu. Oysa Türkiye'nin masada ve sahada gözlemci veya denetleyici sıfatıyla yer alması, sahadaki katliamların anında belgelenmesi, Filistin halkının meşru haklarının uluslararası hukuka göre savunulması ve İsrail'in bölgeyi insansızlaştırma planlarının akamete uğraması anlamına geliyor. İsrail, yanı başında kendi hukuksuzluklarına "dur" diyecek, sözü dinlenir, askeri ve diplomatik gücü yüksek bir Türkiye görmeye tahammül edemiyor.
Ankara-Beyrut Hattında İsrail'in Bozulan Ezberi
İsrail'in Türkiye hazımsızlığı yalnızca Gazze ile sınırlı değil. Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn'ın Ankara ziyaretinde Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Lübnan'ın kurumsal ve güvenlik kapasitesini artırma" yönündeki güçlü iradesi, Tel Aviv'in Doğu Akdeniz'deki hesaplarını altüst etti.
İsrail'in onlarca yıldır uyguladığı temel bölgesel strateji, çevresinde zayıf, iç savaşlarla bölünmüş, ordusu ve kurumsal altyapısı çökmüş komşular bırakma esasına dayanıyor.
Türkiye'nin Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü

24