İsrail'in parçalanan zırhı

İsrail küresel meşruiyetini kaybedince silah gücü yetmiyor mu; yoksa parya devlet olma sürecinin geri dönüşü mümkün mü?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazı, İsrail'in akademi, medya, sokak ve diplomasideki meşruiyet kaybını tarihsel bir dönüm noktası olarak sunuyor ve bu kayıpla paralel iç toplumsal çöküşü belgeliyor. Yazar bu argümanı, Batı üniversitelerindeki boykotlar, uluslararası dışlanma ve Netanyahu muhalefetinin 'diplomatik felaket' kınamasıyla destekliyor. Peki bu 'parya devlet' tanımı, bölgesel savaşın kaçınılmazlığını tartışmayan bir analiz midir?

Sokağın ve kilisenin bu vicdan isyanı, Batı'nın "özgür düşünce" kaleleri sayılan üniversitelerde de akademik reddiyeye dönüşmüş durumda. Batı akademisi, yıllardır ortak projelerle kurulan Siyonist baskı ağını yırtıp atmaya başladı. Londra'nın köklü kurumlarından SOAS'ın Senatosu (School of Oriental and African Studies - Doğu ve Afrika Çalışmaları Okulu), Gazze'deki yıkımı "eğitim soykırımı" olarak ilan ederek, entelektüel başkaldırının manifestosunu yazdı. Ardından gelen dalga ise Tel Aviv'de adeta deprem etkisi yaptı. Manchester Üniversitesi'nde öğrencilerin yüzde 94 gibi ezici bir oyla, İsrail ordusu ve silah şirketleriyle içli dışlı olan Tel Aviv Üniversitesi ile tüm akademik bağların koparılmasına karar vermesi, akademik camiadan da tecridin işaret fişeğiydi. Cambridge'den Hollanda'ya, Brezilya'dan CERN laboratuvarlarındaki yüzlerce bilim insanına kadar yayılan bu 'ilişki kesme' kararları; İsrail'in yıllardır güvendiği normatif üstünlüğünü tamamen kaybettiğini, 'yumuşak gücünün' ise gerek senato kararları gerekse kitlesel boykotlarla Batı kampüslerinde yerle yeksan olduğunu somut bir şekilde belgeliyor.

Peki, diplomatik sahayı, medyayı, akademiyi, kiliseyi ve Amerikan sokağını kaybeden İsrail buna nasıl tepki veriyor

Devasa bir panik ve acziyetle... İsrail Diaspora ve Antisemitizmle Mücadele Bakanlığı,'Soykırım Anma Günü' arifesinde çaresizlik vesikası olarak alelacele bir kara liste yayınlıyor. Düşünün ki; eskiden sadece Orta Doğu'daki siyasi aktörleri hedefe koyan Siyonist varlık; bugün çevre aktivisti Greta Thunberg'den, Amerikalı muhafazakâr sağın güçlü sesi Tucker Carlson'a; apolitik bir poker milyoneri olan Dan Bilzerian'dan, Mısır kökenli ABD'li komedyen Bassem Youssef'e kadar uzanan absürt bir listeyi 'varlığına tehdit' olarak görüyor.

Savaş uçağıyla binaları yıkabilir, masumları katledebilirsiniz; ancak küresel meşruiyeti kaybettiğiniz an aslında mağlup olmuşsunuzdur. Bir önceki yazım da belirttiğim gibi, İsrail içinden de bu felaketi gören rasyonel sesler giderek yükseliyor. Ordunun içinde Netanyahu'nun siyasi bekası uğruna yürütülen bu "yasadışı savaşa"