İşin en acımasız ve ikiyüzlü tarafı ise bu zehri kodlayanların ve dünyayı yönlendiren sermaye sahiplerinin kendi hayatlarındaki tutumudur. Dünyayı algoritmalarla yöneten o merkezlerin kalbindeki radikal gelenekçi yapılar (örneğin Hasidik Yahudileri) bu dijital dünyayı kapılarından içeri asla sokmazlar. Kapalı devre yaşar, aile başına 10-15 çocukluk inanılmaz bir nüfus artışıyla varlıklarını muhafaza eder, ABD sisteminden ciddi eğitim ve sağlık destekleri alırken telefonu sadece zaruri bir haberleşme aracı olarak kullanırlar. Ne kendilerine ne de çocuklarına asla akıllı telefon satın almazlar. Benzer şekilde, Silikon Vadisi'nin teknoloji guruları da kendi çocuklarını ekransız, dijitalden arındırılmış özel okullara gönderiyor. Zehri üretenler kendi evlatlarını bu dijital anafordan titizlikle korurken, gençlerimize bu vahşi pazarın kapıları sonuna kadar açılıyor.
Hâlbuki İslam'ın koruduğu beş temel değerden biri "aklı korumak"tır. Bugün içine çekildiğimiz bu dijital anafor; zihinleri işgal ederek aklı, bozduğu toplumsal ahlak ve dinamitlediği aile ocağıyla nesli, felç ettiği muhakeme yeteneğiyle de dini sırat-ı müstakim üzere kavrayıp yaşamayı topyekûn yok ediyor. Kendi inançlarını ve nesillerini kapalı kapılar ardında dijitalden yalıtarak koruyanlar, bizim medeniyetimizin yapı taşlarını algoritmalar eliyle un ufak ediyor. İşin en acımasız tarafı, bu yozlaşmayı durdurmak için en ufak bir tedbir almaya kalktığınızda bizzat kurtarmaya çalıştıklarınızın direnişiyle karşılaşacağınız bir vasatın oluşmasıdır. Ekranların hipnotize ettiği kitleler olarak, kendi felaketimizi avuçlarımızda taşıyor, celladına âşık mahkûmlar gibi bu zehirli düzene boyun eğiyoruz.
Tam da bu eşikte, medeniyetimizin sarsılmaz irfanına tutunmak zorundayız.

25