İmamoğlu AK Parti'ye geçse...
REFİK TUZCUOĞLU
Gelin, güne zihin açıcı bir fikir turuyla başlayalım.
Ekrem İmamoğlu, yarın sabah siyasi yolculuğuna AK Parti saflarında devam edeceğini açıklasa ne olurdu
Ben söyleyeyim; onu "demokrasi kahramanı" ilan edenler tarafından saatler içinde "hain" ilan edilirdi. Düne kadar meydanlarda "Yargı katlediliyor, günahsız yere hapse atılıyor" diye canhıraş savunulan isim, saf değiştirdiği an; "Zaten dosyaları olan yolsuz biri" oluverirdi.
Bu senaryo abartılı mı
Peki o zaman Aydın'ın "Topuklu Efesi"nin CHP'den ayrıldıktan sonra maruz kaldığı suçlama ve hakaretleri nereye koyacaksınız
Ya şimdi; Ankara'nın kış günlerinde Keçiören'de yaşananlar...
Küfürler ve Üslup İflası
Siyaset, sadece ne söylediğiniz değil, nasıl söylediğinizdir. Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan'ın istifası sonrası kamuoyuna yansıyan mesajlarda; Özgür Özel'in kaleminden döküldüğü iddia edilen 'hırsız', 'alçak', 'karaktersiz' gibi ithamlar ve 'S... git' gibi hicap duyulacak küfürler doğruysa, siyaset kurumunun itibarını zedeleyen büyük bir 'üslup iflası' ile karşı karşıyayız demektir.
Madem bu isim "hırsız" ve "karaktersiz" idi, o zaman "Ankara'nın kalesini" neden ona emanet ettiğiniz sorulmaz mı Yoksa etik değerler, kişi partide kalınca "teferruat" mı oluyor Bu öfke nöbeti, sadece gideni değil, kalanı da yaralar.
Mansur Yavaş Örneği
Mansur Yavaş ile CHP yönetimi arasında başından beri "duygusal bir bütünleşme" olmadı. İlişki, hep stratejik bir zorunluluk olarak hissettirildi. Nitekim Yavaş'ın yakın çevresine; "Tüm anket verilerine rağmen CHP beni Cumhurbaşkanlığına aday göstermez" dediği kulislere yansıdı. Ortada belirgin bir güvensizlik iklimi var.
Muhtemeldir ki Mesut Özarslan ve diğerleri de bu duygusal mesafeyi sürekli yaşadılar. Milliyetçi ya da muhafazakar köklerden gelenlerin "geçici misafir" gibi hissettirildiği yerde, yeni kopuşlar mukadderdir.
Bunu CHP kurmaylarının ciddiyetle değerlendirmesi gerekiyor. CHP, toplumsal bir mozaik oluşturamıyor; dar ve ideolojik sınırların dışına istese de çıkmayı başaramıyor. O sebeple farklı kültürel iklimlerde yetişen siyasilere aidiyet kapısını bir türlü aralayamıyor. Haliyle, ilk sarsıntıda terkedilecek bir yapı görüntüsü veriyor.
Samimiyet Sarkacı
Muhalefetin asıl meselesi "sürdürülebilir samimiyet".
Özgür Özel, kandil gecesi camiye gidip saf tutuyor; muhafazakar mahallede "acaba gerçek helalleşme şimdi mi başlıyor" dedirtiyor. Ama film hep aynı bitiyor. Parti içindeki ideolojik marjinallerin baskısıyla o kucaklayıcı iklim dağılıyor; yerine incitici dil geri geliyor. O sebeple muhafazakar hassasiyetlerle bir türlü kalıcı bağ geliştirilemiyor.
Sabah kucaklayan, akşam küfreden; bir gün "Türkiye İttifakı" deyip ertesi gün ideolojik duvarlar ören bu "gel-git"

10